28 Aralık 2012 Cuma

2

Ben Yaptım: Yılbaşı Kapı Süsü


Yılbaşı yaklaşırken yılbaşına ait süsler de dikkatlerimizi çekmeye başladı.Ağaçlar,kapı süsleri,mumlar,biblolar.Daha bir sürü obje.Önce yılbaşı ağacımı süsledim.Burada süslemelerimi ayrıntısıyla anlattım.Sıra kapı süsümüze gelmişti.Bende severim böyle şeylerle uğraşmayı oturdum kendi kapı süsümü kendim yaptım.Elimdeki malzemeler el verdiğince tabi :)


Pergel yardımıyla çizip,köpükten iskelet hazırladım.


Yaptığım yuvarlak çerçeveye önce kırmızı bir kumaş sarıp,daha sonra da üzerini kırmızı tülle kapladım.Bunları yaparken toplu iğneyle iğnelemeyi tercih ettim.Hem daha pratik hem de daha sağlam oldu.Altından tül sallandırmayı da ihmal etmedim fotoğrafta görüldüğü gibi :)


Elimde var olan süsleri kullandım.Kozalak,yılbaşı ağacımdan kalma zillerim.Nikah şekerleri çiçeklerini de ihmal etmedim tabi ki :) Bir de ceviz kullandım.Aslında onları galveniz boyasıyla boyamak istemiştim fakat bu saatte evde bulamadım.Böylesi de güzel oldu ama.


Malzemelerimi şekilde görüldüğü gibi yerleştirdim.Ve bunları yaparken de çoğunu yine toplu iğneyle sabitledim.Sarı yaldızlı kurdelamı da fiyonk yapıp,kuyruğuma ekledim.


En son hali işte böyle oldu.Kapımıza da taktık mı işte tamam :) O zaman ne diyoruz 'Hoşgeldin Yeniyıl' 
Herkese şimdiden mutlu yıllar o zaman :)


26 Aralık 2012 Çarşamba

0

Doğum Günün Kutlu Olsun...

  Sözler biter bazen hiç bir şey dökülemez dudaklardan.Geçmişe bakarsın bir de şimdiye.Aradaki milyonlarca farkı her bir zerrenle hissedersin.Hayat nasıl nankördür,zaman nasıl da değişime bu denli açıktır.Nasıl da tepetaklak ediverir hayatları..Tek bir hamleyle üstelik..
  26 Aralık bugün..Senelerce üstüne yazılar yazdığım,kimi zaman büyük heyecanlarla beklediğim,mutlu ederek mutlu olmayı öğrendiğim gün..Ama ilk kez bu kadar hüzünlü,bu kadar içimi acıtarak geldi 26 Aralık..İlk kez bugüne dair güzel cümlelerim yok.Aslında günle ilgisi de yok.Bize olanlar işte..
  Hayat acımasız iki yana savurur insanları..Canın olan,herşeyin olan böyle bir anda uzak kalıverir..Suçlu kim bu sefer? Suçlu aramaya gerek mi kaldı ki?

Şuan kulağımdaki şarkının sözleri sanki özellikle seçilmiş gibi..

**'Gücün var mı sevgilim derin sularda inci tanesi aramaya..'

Sorunda bu değil mi ?Gücüm kalmadı artık.Heyecan,istek her şey tükenip bitti bende.Mücadeleci ruhum buhar olup uçtu..

**'Söyle canım sevgilim hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?'

 Hayatın oynadığı oyunlara yenildik işte..Belki de ben.Sadece ben yenildim.Güçlü sandığım ben..

**'Sil baştan başlamak bazen..Hayatı sıfırlamak..'

Sil baştan nasıl başlanır,nasıl yaşanır bilmiyorum,bilemiyorum.Emeklemeyi öğrenen çocuklar gibiyim..Yürümeye daha çok,çok zaman var..


Doğum günün kutlu olsun bitanem..Böylesine gözyaşı eşliğinde hiç bir zaman kutlamamıştım doğum gününü..Ben seçmedim..Ben istemedim böyle olsun..Ne adım atacak yerim,ne de gücüm kaldı..Ben tükendim..
Umarım hayatın boyunca istediklerine sahip olursun.Mutlu olmanı her zaman istediğimi hiç çıkartma aklından..Her ne olursa olsun benim için değerlisin sen..

Önceki fotoğraflara bakmaya,önceki videoları izlemeye gücüm olmadı..

Bu da benden minik bir şey..Sana gelsin..


22 Aralık 2012 Cumartesi

0

Şans Bu Sefer Bendesin,Olmalısın..


Ne yazık ki hiç bir zaman 'şanslı' saydıklarımızdan olmadım-olamadım.Hani olur ya her işleri yolunda gider,şans hep onlardan yanadır.Olmayacak zanneder sonra yine araya en iyi arkadaşı 'şans' girer ve her şey nasıl olduğunu anlamadığın bir şekilde yoluna girer.
Heh işte ben o insanlardan hiç bir zaman olamadım.Hatta tam tersi neye elimi atsam kuruttuğum da olmuştur.Bende hep bir mücadele,hep bir istediklerimi elde etme savaşı olduğumdan beri var olup durur.İnsanlar görürüm benim uğruna savaş verdiğim,mücadele ettiğim şeylere hiç anlamadan,kolunu bile kıpırdatmadan sahip olurlar.'Şans işte..' demek düşer bana da yalnızca..
Mücadele etmekten şikayet ettiğimden değil bu sözlerim.Ben oldum olası severim bir şeyler uğruna emek sarf etmeyi.Ki böyle dedikçe bendeki mücadelenin sonu hiç gelmez oldu ama yine de gerek karakter olarak gerekse burcumun özelliğinden dolayı doğamda var.
Neyse işte seviyorum emek vermeyi ama insan zaman zaman şansa ihtiyaç duymuyor değil.Bir yerde tıkanıp kaldığında orada araya giren şey çünkü şans'tan başkası değil.
Bende isyan eder oldum artık.Neden bu kadar şansızım diye.Bir de son zamanlar hayatımın akış düzeni bozuldu adeta.Yolunda giden hiç bir şey yok.İş,aşk,aile,maddiyat,sosyal hayat hatta sağlık bile..
Yeni bir yıl yenilenme,hayatına güzellikleri çekme dönemi.Tam da ihtiyaç duyduğum zamanlar..İnanıyorum bu yıl benim yılım olacak.insan dibe batmadan yüzeye çıkamazmış ya hani,aynen bende diplerden nasıl yukarılara çıkacağım..Buna inanıyorum,yeni yıl bana çok iyi gelecek.

Hazır böyle umutlarımı yeni yıldan bekliyorken,bir de tüm TV kanalları,gazeteler,her şey milli piyango haberleri yaparken benden gittim hemen bir bilet aldım kendime.Çıkarsa çook planlarım var :) Bazı konularda işim sadece şansa kaldı.Hazır dönmüşken neden o ben olmayayım ki dedim.İşte biletimm :))


Bir de aldığım yerde sayısal loto bayii vardı ve bu akşam çekiliyordu.Dedim neden olmasın ki bir de bunu oynayayım :) Bu akşam belki zengin olurum böyle :)


Anlayacağınız ben kendimi şans oyunlarına vurmuş durumdayım.Belli olmaz bir bakarsınız 23 yıllık şanssızlık bir anda 'şans' a dönüşüverir.Ne dersiniz ?
Bunlar bir tarafa da yeni yıl bana yeni güzellikler getirecek,son zamanlar kaybettirdiği ya da henüz hiç kazanma şansını vermediği her şeyi bir bir hayatıma taşıyacak.Hak ettim kendimce ama bakalım.Şans işte..
Hayatına şansı isteyenlere..

20 Aralık 2012 Perşembe

0

Bir Kış Gecesinden..


Tam melankolik takılma havası bu hava..
Evet,İstanbul bugün yoğun bir kar yağışına teslim oldu..Ama öyle beyazların süslediği romantik bir şehir haline bürünmedi ne yazık ki.Tam tersi çilenin 2 katına çıktığı insanların evlerine zor ulaştığı tipik İstanbul kışı işte ne diyeyim..
Hala devam ediyor karın yağışı..Kucağımda yine bilgisayarım,yanımda sıcak çayım bir de alttan fon halindeki müziğim..
Oh be dünya işte budur dedirtir kimilerine.Keyif mi keyif..Sıcacık evinde..
Ben ki yine düşüncelere dalar giderim bu vakit..Sarar yine her yanımı tüm sorunlarım..Şarkının yalnızca duymak  istediğim yerlerini duyar,söylemek istediklerimi söylerim bu vakit..
Ah o şarkılar..Gözü kör olsun onların değil mi..Canına okuyanlar da onlar.İçini söküp ortaya koyanlar da..Söylemek isteyip de söyleyemediklerini de onlar anlatıverir bir çırpıda..
Evet,ruh halim fazlasıyla melankolik.Umutların tükenme noktasında insan ne yapar ki küçücük bedeniyle.Bazen gücün yetmez işte hiç bir şeye.Alıp başını çekip de gidemezsin ki o vakit..Mecbur..Kalıp yaşarsın paşa paşa o hayatı..
İstanbul'da soğuk bir kış gecesinde yatağına uzanmış 2 satır sözler karalayan kızdan hayata seslenişler bunlar..
Kaybettiğim umutlarımı geri getirsin bana..Ya da içimde son zerresine kadar tükettiğim yaşama sevincimi..Kışı oldum olası sevmedim-sevmem zaten.Ben hayatıma baharı istiyorum..Baharı bekliyorum..
Hayatına baharı bekleyenlere..

19 Aralık 2012 Çarşamba

4

Deniz temalı minik kutum :)


Deniz kabuklu bu kutumu ben kendim yaptım :) Bu kutu bana Kuzucuğum'un taa Hollandalardan getirmiş olduğu kupanın kutusuydu.O taa uzaklardan getirmiş bende atmaya kıyamadım haliyle :) Deniz tutkunu bir insan olarak sürekli deniz kabukları toplamaktan vazgeçmemiş bir kişiliğim.O yüzden elimde de bolca vardı.
Önce tutkalladım yüzeyini bolca sonra da kabuklarımı yapıştırdım.Fakat kuruması zaman aldığı için her gün bir yüzeyini yaptım :)
Çok da tatlı oldu.Hem canım arkadaşımı hatırlatacak hem de deniz kokusunu bu kış gününde yanı başımda tutacak :)
Üstüne bir de cilasını sürdüm mü kutum kullanıma hazır :) Hee bir de içini de kumaşla kaplamayı unutmamalı :)
Deniz seven herkese tavsiye ederim :)Bana güle güle kullanmalar o zaman :)
2

Çekiliş Varmışş :)

İşte çekilişlerr :)

1)Yeni takipçisi olduğum Ceviz.elişleri'nin çekilişi varmış.Ve çok güzel mutfak önlüklerinden hediye edecekmiş.Başvuru için buraya tıklayıp görün :) Benimde bayıldığım o mutfak önlüklerinden biri




2)Diğer çekiliş de Hayat Reçeli'nin çekilişi.Başvuru için buraya tıklayın.Hediyelerimiz de bunlar.


3)Bu çekiliş ise eyireltia'nın çekilişi.Hemen tık tık :) Hediyeler ise resimde gördükleriniz.



4) Glam's World'ün çekilişi için tık tık .Hediyeler aşağıda.



5)AUDREYİN ŞEKERLERİ'nden de bir çekilişş.İşte burada



6)Pek Hanım Hanımcık 'ın çekilişi.Tıklamak için Buraya tıklamanız yeterli


17 Aralık 2012 Pazartesi

2

Breaking Bad


Breaking Bad,son zamanlar bir bölüm daha izleyeyim,bugün daha izlemeyeceğim diyerek sabaha kadar izlediğim dizi :)



Aslında bu postu daha sonra yazmayı düşünüyordum.En azından izleyebileceğim son bölümden sonra.Ama dayanamadım.Hatta bir yandan gözüm ekrandayken diğer yandan da elime bir kağıdı kapıp bir şeyler karalamaya başladım.Neyse ki bölüm sonunda ara verdim ve hemen bloguma kavuştum :)
Mağlum işsizlik hali evdeyim bütün gün.Bende güzel bir diziye başlayayım dedim.Breaking Bad'i tercih etmemin sebebi ise meslektaşımın var olması :) Tamamen başlama sebebim bu :)


Dizideki başrol oyuncumuz yani Walter White (Bryan Cranston) bir kimyacı.Önceden kimya öğretmenliği yapıp ailesiyle birlikte sakin bir hayat süren Walt ileri derecede akciğer kanseri olduğunu öğrendikten sonra hayatı değişiyor.Tanıtımında da dediği gibi yaşamak için az zamanı kaldığını öğrendikten sonra adam hayatının denklemini değiştiriyor.Tam da bir kimyacının yapabileceği şey :) Ailesi ölümünden sonra rahat edebilsin diye uyuşturucu üretmeye başlıyor.Fakat işler büyüdükçe büyüyor bizim korkak Walt kimlere kafa tutmuyor ki :)



Bir de eski öğrencisi şimdiki ortağı olan Jesse var.Jesse Pinkman.Onla başlıyorlar zaten bu işe.Jesse'yi de pek seversiniz kanımca.Şebek :) Tabi insan böyle bir serseriyi dizi ilerledikçe nasıl bağrına basabildiğini görünce kendine hayret etse de :)
Walt'un karısı Skyler var önce sevip,sonradan sövdüğünüz cinsten.Neyse fazla bir şey demiyim de izlemeyip,izlemek isteyenlerin zevkini mahvetmiyim.
5. sezonunda şuan dizi sanırım hala devam ediyormuş.Ben 3. sezonu bitirmek üzereyim.Bu akşam biter diye düşüyorum kendimce.Zaten çok da bölüm yok sezonlarda.Hele bir de sardı mı :)


Her bölüm sonunda 'ovvvv' diye tepkiler veriyorum ben.Ve sonra tabi ki diğer bölüm diğer bölüm derken..He bir de laboratuar sahnelerinde laboratuarı özlediğimi fark ediyorum.Her ne kadar bölümümü çok severek okumamış olsam da labaratuarı sevdiğim gibi bir gerçek vardı.Bir Kimyager neler yapabilir onu da görmüş oluyoruz böyle.Her şeye bir kimyasal çözüm :)



Bryan Cranston Walter rolüyle Emmy'e aday gösterilmiş ve drama dalında 'en iyi erkek oyuncu' ödülünü kazanmıştır.izledikten sonra hak veriyor insan zaten gerçekten başarılı bir oyunculuk sergiliyor.Bu arada nette öyle adını arayıp baktığımda woow dedim bu adam ne kadar yakışıklıymış.Dizi de pek belli olmuyor gerçekten.
Eğer yeni bir diziye başlamayı düşünüyorsanız bence hemen başlayın.Hatta düşünmüyorsanız da başlayın :) Konuşalım,yorumlaşalım.Dizi hakkında yorum yapacak kimsem yok şuan :)Ancak bölüm sonlarında yapılan yorumları okuyarak yalnız olmadığımı görüyorum.Üye de olmadım ki siteye bende yorum atıyım :)
Neyse o zaman ben bayıla bayıla filmimi izlemeye devam ediyorum.Hiç vakit kaybetmeden gelsin o zaman yeni bölüm.Bana iyi seyirler o halde..





2

Neden Büyüdüm Ki Ben Şimdi :/


Evet neden büyüdüm ki ben? Son zamanlar bunu çok sorar oldum kendime.Sanki önceden daha kolaydı her şey.Ya da ben mi öyle sanıyordum bilmiyorum.O zamanlar da bütün sorunlarımı büyüdükten sonra çözebileceğimi sanıp,ütopik hayaller peşindeymişim demek ki..
Evet ben hep yıllarca büyümek istedim.18'imi doldursam dedim.Doldurdum..Bir şey değişmedi.Sadece evdeki haykırışlarıma 'Ben artık 18 yaşındayım,karışamazsınız bana' kısmı eklendi.Gerçi hoş şimdi de ben artık 23 yaşındayım diye aynı haykırışı gösteriyorum ama :)
Orta okulda lise hayalleri kurdum.Lisede üniversite,üniversite de iş hayatı hayalleri.Sanki bir sonraki step tüm sorunları çözecek gibi gelirdi.Ne yalan söyleyeyim hala aynı düşünüyorum ama.
Mezun olur olmaz sanki tüm dertler de bunu bekliyormuşcasına hepsi aynı anda geldiler üstüme.Evet aynen öyle hepsi aynı anda.Seneler önceki sorun yaratabilecek şeyler bile bu zaman da geldi.Hepsi oturmuş yıllarca bunu beklermiş gibi.
İnsanız elbette,dertlere de katlanma eşiğimiz var.Tamam kabul,benimki epeyce yüksek olsa bile artık isyan etme noktalarındayım.
Büyümek istedim ya hep,büyüdükçe de küçülmek istemeye başladım.Ahh dedim bir geri dönebilsem şu yıllarıma.O zamanlara bir gitsem.Ya biraz daha büyüyüp çözecektim sorunları(yani benim öyle sandığım) ya da geri dönüp baştan yaşayacaktım.
En çok lise yıllarıma özlem duydum ben.O yılları tekrar yaşasam dedim.Belki de en büyük keşkelerimi o zamanlar için söyledim.Şimdi akıllandım ya geri dönersem çözebilirim o sorunları.Yapmam hata olarak saydıklarımı..
Tabi bunu dile getirmemem bilmediğim anlamına gelmiyor o da bu yaşanmışlıklar olmasa ben bu düşünceye,bu kafaya sahip olamazdım.Sadece bedenen büyüyüp,ruhen çocuk kalırdım..Keşkelerim olsa da geçmişe dair..Önüme bakmalıyım ben,Onları iyikilere çevirebilecek şeyler yapmalıyım..Evet farkındayımm ama yine de neden büyüdüm ki ben :(
Bir de neden bu postu yazdım bilmiyorum ama yazmak istedim işte.Keşkesiz hayat bundan sonra bana ve keşkeleri olan herkese..

16 Aralık 2012 Pazar

2

İştee Yılbaşı Ağacımmm :)


         
          Evet işte benim yılbaşı ağacım :)Küçüklükten beri en çok sevdiğim şeyler arasında gelir,yılbaşı yaklaşırken ağaç süslemek.Hangi çocuğun hoşuna gitmez ki..Işıklı,rengarenk.
          Hatta henüz bir ağaca sahip değilken,kumaşlarla sopalarla kendi yapmış olduğum bir ağacım bile vardı..Yaratıcılık küçüklükten vardı bende,o zamanlar daha fazla fazla üstelik :) 
          Bu sene de süslemek istedim yine ve paylaşmak istedim hem ağacımı hemde bunu yaparken ki düşüncelerimi..



Bir sürü süslerim var.Zamanında tüm evi süslemişliğim vardır.Hatta yıllar önce bir sene cama bile yanıp sönen ışıklar asmışlığımı da söylemeden geçemicem.Babamın yorumundan ve zorlamasından dolayı kaldırdığım :)
Yılbaşına karşı ayrı bir hassasiyetim var nedeni bilmediğim.Aslında bilmemek değil,nedeni açık..Yeni bir yıl,yeni umutlar..O yüzden güzel geçmeli o gece,mutlu girilmeli yeni yıla.Heyecanla karşılanmalı gelecek olan güzel günler,güzel düşler,güzel umutlar..


Evett ağacımızın süslemesine kaldığımız yerden devam edersek,yılbaşı ağacım için kullandığım süslerimi de yukarıdaki fotoğraflarda göreceksiniz.Özel olarak fotoğrafladım :)
Hepsini seviyorum ama en çok en sondaki melek figürümü seviyorum.Hani dedim ya yeni yıl yeni umuttur diye.İşte o melek gelip benim de hayatıma dokunacak,sanki onun temsili gibi..Buna çok ihtiyaç duyduğum zamanlardayım çünkü.
En baştaki kozalığımı ben kendim yaptım.Çok severim böyle şeyler toplamayı.Ve topladığım şeyleri sonradan değerlendirmeyi.Pikniğe gidip çiçek toplar kurutur,değişik şeyler yaparım.Ormandan kozalaklar toplarım.Denize gider deniz kabukları,renk renk taşlar getiririm gün sonunda yanımda.Daha bunun gibi bir sürü şey var.Ama en önemlisi hepsini kendi yaratıcılığımla birleştirip bir yerde mutlaka kullanırım :) Bu kozalağı da kendim galveniz boyasıyla boyayıp ağacıma yeni bir nesne kazandırmış oldum böylelikle :)


Aslında çok büyük bir ağaca sahip değilim.Bende evdeki başka bir çiçeğin olduğu küpü bu şekilde değerlendiriyorum.Hem yere koyduğumda daha sağlam oluyor,hem de ağacım biraz daha büyümüş oluyor.Renkli yanıp sönen ışıklarımı taktıktan sonra-ki benim ışıklarım yanıp sönmüyor artık:)Sadece yanıyor-diğer malzemelerimi de özenle yerleştiriyorum.
Her bir nesneye anlam yükledim ben bunları yaparken.
Melek hayatıma dokunacak olan meleği temsil ediyor demiştik.
Hediye paketleri koydum.Sevdiklerimden güzel hediyeler alıp,güzel hediyeler vermek için.
Noel baba yine isteklerimi getirsin diye.
Kalp koydum.Kalbimiz hep doğru kişiler için atsın.Hayatımıza bol bol sevgi gelsin diye.
Daha bir çok nesne yükledim ağacıma bana yeni yılda düşlediklerimi getirsin diye :)


                    İşte ışıkları da yaktık mı ağacımız hazır :) Işıl ışıl bekliyor yeni bir yılı.O halde bu seferki dileği             kendim için yolluyorum.2013 benim yılım olsun..2012'de kalsın olumsuz ne varsa.Yeni bir yıla ve beraberinde getireceği güzel günlere en çok ihtiyaç duyduğum zamanlarda diliyorum bu dileklerimi..Benim gibi hisseden kim varsa paylaşmaya hazırım dileklerimi..
                    Haydi o zaman yeni bir yıl bizim için gelsin,yeni güzel umutlarla..




             



15 Aralık 2012 Cumartesi

0

Bir Kalem,Bir Kağıt İyi Gelir Yalnızlığa..


'Bir kalem,bir kağıt iyi gelir yalnızlığa'.Güzel cümlelerim pek yok bu aralar şimdiki zamana dair ya da geleceğe dair.Büyük sınavlardayım bu vakit.En büyük sandıklarımdan da büyük..
Beni güçsüzleştiren,amaçsızlaştıran.Kabuğuma girmeye mecbur bırakan cinsten.Savaşa girmeye mecalim olmayan.Kimsesizliği iliklerimde hissettiren..Her sabah bir önceki gecenin gözyaşı kalıntılarıyla güne başlatan,yastığımı sürekli ıslak hissettiren.
Büyük bir savaş benimki.Neresinden bakarsan bak tutunacak yeri olmayan.Adeta alevler içinde yandıktan sonra her yeri eline dökülen..
Haydi çık çıkabilirsen işin içinden şimdi.Ama nerdee..??Dipsiz kuyulardayım.Güçlü sandığım ben yok artık.Nerede kaybettim onu bilemiyorum.
Dudaklarımın kenarında minik bir tebessüm bile kalmamış.Bitmiş..Tükenmiş..
Işıl ışıl gözlerim yerini puslu bir kıyıya bırakmışş adeta.Boş..Bomboş bakan gözler..
Diplerdeyim..Çıkamıyorum..Çıkmak için harcayacak gücü bulamıyorum.Bırakdıkça bırakıyorum kendimi,saldıkça salıyorum.Derin sularda kayboluyorum.Belki bir hamle,tek bir hamle.Ama o güç yok bende.
Elini uzatan olsa mesela.Tutsa ellerimden çekse yukarıAma bu karanlık sularda yapayalnızım.Kimsesiz..Yalnız..
Gözlerimi kapatıyorum usulca.Bırakıyorum kendimi..Ne olacağını,kendimi nerede bulacağımı bilmeden.Sözler yok.Sözler tükendi çoktan bende.düşünceler sıfırlandı adeta.yok oldu her şey.
Beklenti mi?O da neydi unuttum..
Kapatıyorum gözlerimi yalnızca.Akıntının sürüklediği yere doğru yol alıyorum..Donuk bir beden ve ondan apayrı bir ruh ile..


14 Aralık 2012 Cuma

0

Asit


 Ah şu mide ağrılarım..Nasıl da anlatıverir bedenimin üzüntüsünü.İçimi yakan şeylerin midemde salgılanan asitle aynı yakıcılığa sahip olması ne denli örtüşür.Sanırım bedenimin dili midem..Üzüldüğümü nasıl da anlatır..Sanki ben yeterince hissedemiyor muşum gibi..
Hayatta aynen benim midem gibi..Hayatında olmalıdır bazı şeyler fakat, fazlası her zaman ağır gelir.Can yakar,üzer bazen de ölesiye.Aynen midemde salgılanan asidin var olması gerektiği gibi.Ama fazlası can yakar,midemi yaktığı gibi..
İnsanlar var bir de aynı türde betimlemelerde gruplandırabileceğimiz.Olmalıdır insanlar hayatında.Hele bazıları çok olmalıdır..Ama senin alanına girip de sınırlarını işgal ettiğinde fazla asitle eşdeğerdir o zaman onlarda..Yani olmamalı.Canını yakmadan,üzmeden var olmalıdırlar.Nedense biz bilemiyoruz bunun sınırını.Fazla sokuyoruz sınırlarımıza.Sonra yitip gittiklerinde çok büyük boşluk yaratıyorlar gerilerinde.Bir de anılardan kocaman bir enkaz..O zaman yitip gittiklerine mi üzülesin yoksa ,yitip gidenlerine mi..
Fazlası zarar her şeyin..Yakar geçer seni..Hayatının derinlerine işler o zaman o acılar.Bu sefer nötrleştiremezsin o acıları midendeki asiti nötrleştirebildiğin gibi..Ardında böyle ağrılar bırakırlar..

9 Aralık 2012 Pazar

0

Ben Yaptım:Eski badiden kolye yapımı


Hep melankolik takılmaktan sıkıldım bu aralar.Odamda da epeyce vakit geçirdikten sonra hiç boş durmayan-ve tabiki beni de boş bırakmayan- beynim yine bana yaptırdı yaptıracağını:)
Ne mi yaptım ? Öncelikle çekmecemi açtım.Şöyle bir araştırdıktan sonra elime küçülmüş badilerim geldi-bebekliğimize özenip tekrar giymeye başladığımız,alışınca da vazgeçemediğimiz o çıt çıtlı badilerimiz :)
Kesmeden önce fotoğraflamayı unutmuşum,geç fark ettim.Olsun ne olduğu,neyden olduğu çok da önemli değil.


Herhangi bir kağıda kalıp çıkarttım öncelikle.Çok zor değil,bir CD yardımıyla yapabilirsiniz.Ya da pergelin de epey işinize yarayacağını düşünüyorum.Ben CD ile yaptım onu da söyleyeyim :) Tabi sadece içi için geçerli.Diğer kısmı elinizde çizip simetrik olmasına özen gösteriniz efendimm :)



CD'den sonra yine bir daire buldum.Minik kavanoz kapağı :) Onu kumaşın üzerine koyarak bir sürü daireler çizdim-kestim.4-5 tane daireyi üst üste koyarak kenarlarını kestim.Zaten penye olduğu için onlar kendi içlerinde bir karmaşa haline bürünüyorlar.Sizin özel olarak bir çaba harcamanıza hiiç gerek yok :)


Daha sonra kalıp yardımıyla kestiğim kumaşın üzerine o salaş dairelerimi diktim.Sağlam olmasına dikkat edin ki düşmesinler.Badinin askılarını da arkasına bağlamak için yaptık mı tamam sayılır.Fakat arkasına keçe benzeri sert bir kumaş daha dikmek gerekiyor ki sert dursun.
Vee işte bu gece ki eserimmm :)




İtiraf edeyim ki ben henüz altına keçe dikmedim.Gece yaptığım için alamadım.Sadece fotoğrafını çekmek için kağıda iğneledim :) Ama aynı etkiyi verdi yani.
Bir kaç renginden daha yapmayı düşünüyorum.Artık elimdeki badiler bitene kadar :) Güzel güzel kullanmalar dileyelim o zaman :)



7 Aralık 2012 Cuma

0

Duşta Hayaller Peşinde


 Türk'ün aklı ya kaçarken ya da s****ken çalışır derler ya.İşte bende ona bir yenisini ekliyorum.Benimki de duştayken çalışıyor.
 Ne zaman duşa girsem bütün çıplaklığıyla hayatımı irdeliyorum.Olayın şeklinden olsa gerek.Sıcak sular akarken üzerimden sanki bende tüm olumsuzlukları akıtıyorum.Önce üzerimden sonra da giderden kanalizasyona doğru..Tertemiz sular dökülmeye başlıyor bu sefer üzerime kirler gittikten sonra,o zaman da yeni kararlar alınıyor.Yepyeni,tertemiz düşler kuruluyor.
Kimisi şarkı söyler ya duştayken,bende film çeker dururum hayatım üzerine..Ben; benim filmimin başrol oyuncusu..Kimi zaman esas kız,kimi zaman mağdur genç.Bazen intikam peşinde hırslı bir kadın..Dahası da yok mu,var elbet :)
 Hayal dünyam oldukça gelişmiş bir yapıya sahip.Belki bunlarla bir kaç film,bir kaç dizi çekip,hatta ütopik kısımlarında da çizgi film bile çıkarabiliriz.
İsterseniz pembe dizi bile çıkarırım ben hayallerimden :) Aslında hayallere gerek bile olmadan..Yaşamlarımıza bakıp,biraz da akıcılık ekledik mi al sana sana 2012 yapımı pembe dizi..Zaten günlük hayatımızda yaşamıyor muyuz ki biz pembe dizi diye tabir ettiklerimizi.
 Aşk desen,var.Zorluk desen,var.Entrika,hainlik,kahpelik.Onlar zaten var.Kıskançlıkları,arkadan kuyu kazmaları,kötülük yapmaları hiç saymıyorum bile..Ee daha nolsun o zaman biz pembe dizinin alasını yaşıyoruz.İzlerken yok artık,daha neler dediğimiz sahneler bizde fazlasıyla var.
 Neyse,bu kadar hayale dalarken,kararlar alırken mis gibi de oldum..Hepinize tertemiz olmalar,mis gibi kokmalar :)

Henüz izleyicim olmasa da ben yine varmışcanıza sesleniyorum size gelecekteki okuyucularım.. Bu dilekler size :)

6 Aralık 2012 Perşembe

0

Eski Dostlarımız Günlükler


 Günlük yazardık eskiden.Hala yazanlarınız var mı bilmem.Ben kendimi bildim bileli yazıyordum.Şimdiki nesle bakacak olursak onlar günlük yazmak yerine tweet atmayı,durum güncellemesi yapmayı,ya da birbirini mentionlayarak gününü geçirmeyi seviyor.Garipsemiyorum aslında çünkü önümüze sunulanlar bunlar.Her devir kendi dönemindekileri yaşıyor.
 Benim günlük yazma sevdam okumayı yazmayı ilk öğrendiğim anlara dayanıyor.O zamanlardan beri var bu yazma sevdası bende.İlk günlüklerimdeki cümlelerim oku oku gül cinsinden.
'Bugün kalktım elimi yüzümü yıkadım.Formamı giydim okula gittim.'
Ne kadar da masum yazılanlar,ne kadar safça değil mi? Günündeki tek action Ahmet'in koşarken seni itmesi.Ya da kalemini alıp,saçını çeken Ali günlüğünün heyecanlı kısmı.
Sonra yıllar ilerliyor.Sen yazmaya devam ediyorsun bu arada.Olaylar değişiyor tabiki.Cümleler bugün kalktımla başlamıyor artık..
'Galiba o da benden hoşlanıyor.Çünkü derste 2 kere bana baktı.Allahım çok mutlu oluyorum' diye değişmeye başlıyor cümleler.Ardından depresif yazılar yerini almaya başlar,ergenliğin sancılı süreçleri.Böyle devam eder yazılar.
Anne babaya sitemler doldurur sayfaları.Ya da ilk aşkın acı tatlı neyi varsa.İlk bakışmalar,ilk el ele tutuşmalar,ilk öpüşmeler.Hepsi kazınır geleceğe sayfalara doldurulan her bir cümleyle.Kafandaki çözemediğin sorular sayfayı kaplayan kocaman bir soru işaretiyle anlatılmak istenir kimi zaman.

 Ben en çok lise yıllarımdaki günlüklerimi severim.Ne boş muhabbeti vardır,ne de hayatın tamamen ciddi hali.Bende ilk aşkını o lise yıllarındaki günlüklere doldurmuş olanlardanım.Bazen gözyaşlarının ıslatıp mürekkebi dağıttığı o sayfaları,bazen de okul bahçesinden koparılmış çiçeğin yapıştırıldığı sayfaları barındırır onlar.İçlerini şöyle bir karıştırdın mı arasından neler çıkmaz ki ? Hangimizin bir sayfayı onun adıyla doldurmadığı olmuştur.Ya da kalpler arasında ikinizin isimlerini yazmadığı..

Bir sürü günlüğümün oldu bu zamana kadar fotoğraftan da anlaşılacağı üzere.Aslında daha bile vardır da kimbilir nerelere sakladım.Ama bunları üşenmedim buldum ve fotoğraflarını çektim özel olarak.Daha çok vaktim olsaydı okuyup,paylaşımlar yapmak da isterdim.
Üniversiteye geçtim,yine devam ettim yazamaya.Farklı bir şehir,farklı insanlar.Önce yazacak çok şeyim oldu.Bana iyi malzeme çıkmıştı.Ama sonradan o alışkanlığımı nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde yitiriverdim.Bundan pişman mıyım,hemde çok.Ölene dek yazmaya karar verenlerdendim aslında.
Hayatımı yazıyorum resmen derdim,yıllar sonra yaşlı bir kadın olduğumda okuyup bu yıllarımı anımsamak için.Hatta bazı sayfaları yazarken bunu işte kızıma okuyup,bunları anlatacağım derdim.Aslında daha yazılacak ne çok şeyim varmış.Ben hayatımı değil,hayata hazırlık hallerimi yazıyormuşum.
Şimdi üniversiteyi bitirdim,iş arama sürecindeyim(Yani işsizimin kibarcası ).Ve en iyi dostumu,en eski dostumu özler oldum..Yeniden bir defter alıp yazmaya başlayasım gelmiyor değil hani.Sevgili günlük diye başlayan cümlerle :)

Neden olmasın belki yeniden kavuşabiliriz eski dostumla..Herkese en sevdikleriyle tekrar kavuşması dileğimle..




0

Denizin Kahramanları:MARTILAR

 Martılar uçuşuyor kafamda.Kafamda dediğim penceremin üzerinde uçuyorlar.Çığlık çığlığa bağıran çocuklar gibiler.Hani olur ya mahallede bir şey olduğunda hepsi bir ağızdan bağırıp haber verirler.Bizim uçan çocuklarda aynen onu yapıyorlar.Yağmur gelecek diye haykırıyorlar sanki.
 Denize yakınlığımızdan dolayı martıların seslerine epey aşinayım.Bizim buranın çocukları onlar dedim ya.Sabah günün doğuşunu haber verirler.Varlıklarıyla denizin kokusunu getirirler adeta.
 Yakın bir arkadaşım var.Martılara aşık..Onların seslerini duymak içi çıldıran..Neden? Çünkü o da denize aşık..Hayatına bir kere girmeye görsün deniz,asla onsuz yaptırmaz bir daha.Öylesine tutkuyla bağlar.Beraber sabahladığımız gecelerde sırf seslerini duymak için günün doğuşunu bekleyen.Morali bozuk olduğunda ilk kaçtığı yer onların yanı,onların yeri olan..Elinde olsa içlerinden birini evlat edinmeye hevesli..
Yine ötüyorlar üzerimde..Haykırış onların ki..Akşam olmaya yüz tutuyor ya bir de o yüzden bu gidişleri..Sabahın ilk ışıklarında yine belirirler yerlerinde..Denizin çocukları onlar.Mekanları belli..
 Bizim gibi deniz tutkunları da bağırlarına basar onların kahramanlarını..Hele ki onlara aşık arkadaşımın sevgisini hiç görmeyin bile..Ben sadece seslerini sever,taparım.O onların varlıklarına tapar..Gagalarından,kanatlarına,perdeli ayaklarından,cesur yüreklerine..
 Martı Jonathan'ı okuyanlarınız vardır elbet.'Martıların çoğu beslenmeleri için gerekli olandan fazlasını öğrenmezler.Onlar için uçuşun anlamı besine ulaşıp kıyıya dönmektir.' der bir cümlesinde..Fakat, Jonathan yapabileceğinden fazlasını yapmak ister.Aslında bir çok insanın imkanı varken yapamadığını..Hayattan almak istediğiniz bir ders varsa ya da bir martı severseniz okumanız gereken bir kitap..Şiddetle önerilir.
 İşte ne zaman bir yerde martı sesi duyarsan takip et o sesi..Seni alıp dosdoğru denize götürür..Onları takip ediyorsan da gitmek istediğin tek yer orasıdır zaten..Mavinin en mavisini barındıran huzurun mavisi..
 Martı aşığı arkadaşıma gelsin o halde bu yazı .'.Hayatının her yerinde varlıklarını hisset' diye de küçük bir dilekle..

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bugün doğum günüm benim..
Gerçek doğduğum gün değil,fakat küllerimden doğmaya hazır olduğum gün..
Olamaz mı?Olabilir elbet.insan doğmaya karar verebilir..Eğer bir amacı var ise..
Son 3 gündür hayattan aldığım bir ders var ki,o da 'hayatta hep yalnızsın'.Ailem dersin sarılırsın ama tek bir hatanda siler atarlar..Ya da can dostun..Yok öyle bir kavram daha hayatta.Sadece sanal sözlerden-yazılardan ibaret her şey.Büyük aşk hele..Ona hiiçç girme bile.Büyük sandığın her şey var ya aslında minnacık toplu iğnenin ucu kadar gerçekte.Büyük olan senin düşlerin,senin hayallerin.Gözünde büyüttüklerin bir de.
Büyüdüm sanıyordun değil mi o hayallerle.Yanıldın yine.Aslında büyümedin hiç.Ya da büyüdün belki de o yüzden zorluyor yaşam.Daha mı kolaydı bundan öncesi..Tek derdinin sınavdan neden 5 değil de 4 aldığına kafa yorduğun o anlar.Ya da istediğin bebek alınmadığında duyduğun üzüntü daha mı çok yakıyordu canını..
Hep büyümek için bekledim..Ahh bir 18'ime girsem dedim..Girdim de ne değişti peki istediğim hayata dair ? Hiçbir şey..Sadece nüfus cüzdanında büyüyen bir yaştı 18.Daha da büyümek istedim.Büyüdüm de.Büyüdükçe n'oldu ? İnsanlar da büyüdü..Acılarda,kalp kırıklıkları da,can acıtmalar da büyüdü.Düşmanlıklar büyüdü,hainlikler büyüdü..Kulak vermedik o zamanlar ama ne der eski bir şarkının sözlerinde Yeni türkü 'Biz büyüdük ve kirlendi dünya'