16 Ocak 2015 Cuma

0

Mutlu Başlangıca İlk Adım // 20 Aralık 2014


Mutlu son demem ben böyle dönemeçlere..Mutlu başlangıçtır bu.. Aslında çok geç kalmış bir yazı..Kocaman 1 ayı devirdik gibi..Ama hayat öncelik sıranı değiştirmek zorunda bırakabiliyor,önem sıranı hiç hesaba katmadan..
9 sene sonra bizim için çok büyük bir adımdı..Sonunda istediğimiz yola girebildik. İsteme-söz kısmını atlatabildik ya çok şükür. Aslında üstüne günlerce yazı yazabilecekken, fotoğraflarla anlatmak istiyorum yalnızca. 



Çiçek tamamen sevgilimin (artık sözlüm:) çok yakında nişanlım ve sonrasında da eşim :) ) zevki. Orkideyi nişanda istediğimi söylemiştim ama kalıcı olsun diye böyle bir şey yaptırmış. Bende beğendim tabi ki.
Aslında o gün normalde olmam gereken fazlasıyla rahat ve heyecansızdım. Herkes tarafından şaşılası bir durumdu. Beni bilenler bilir, her şeyimi coşkulu yaşarım ben. Biraz hasta olmamın etkisi de olabilir diye düşünmeme rağmen belki de bunca zaman mücadelenin, çırpınışın tepkisizliğidir bendeki.
Gelelim hayırlı mevzumuza :) Kahveyi tabi ki tuzlu yaptım:) Ama gerçekten berbat bir şey tadına da baktım. Kahvem tuzluydu tuzlu olmasına ama altında da şeker gibi bir notum vardı :) Çaktırmadan okusun diye:))


Benim Allaha çok şükür 2 dedem de yaşıyor. Bir de üstüne 3. dedem diyebileceğim, onlardan zerre kadar da ayıramayacağım bir de komşu dedem var. Kendisi 94 yaşında. Ne mutlu ki bana beni dedelerimden istediler. Yüzüklerimize yine onların elleri değdi..


Ben yalnızca telefonumdaki fotoğrafları atabiliyorum. Daha çok fotoğraf makinesiyle çekildi ve ben aradan 1 ay geçmesine rağmen bilgisayara atamadım bile. İş yoğunluğundan kendime fırsat bulamıyorum ne yazık ki. Geçti bitti gibi davranıyorum.
Söz tepsimi bizzat kendi ellerimle yaptım,onu da paylaşmadan edemeyeceğim. Fotoğrafını çekmek çok sonra aklıma geldiği için yalnızca bu fotoğraf var.


O gün o kadar kalabalıktık ki. Bizim ev haricinde komşumuzun evini de açtık. Anca sığdık. Ne söylemeyelim, ne yazmalıyım inan ki bilemediğim nadir durumlar. Pek farkında değildim nasıl oldu, nasıl geçti diye. Biz zaten sözümüzü çok uzun zaman önce vermiştik birbirimize. Sadece etrafa kanıtlamış oldu,yalnızca bu. 
Gelişleri, el öpmeler, kahveler, isteme anı, çiçek çikolata, ikramlar, yüzük, makas, söz... Yalnızca bunlar diyebileceğim. Değişik hislermiş ama o anı yaşamak. Çok şükür ki sorunsuz, güzel bir şekilde atlattık. Daha çok işlerimiz var önümüzde yapılacak, bu daha başlangıç.

Biraz da fotoğraflara bakalım.


İşte komşu dedemiz. Dediğim gibi diğer fotoğraflar makinede. Seçmece koyabiliyorum.




Şu manzarayı görebilmek için neler vermezdim. Annem-babam ve kardeşim. Ufaklık da Eren'in yiğeni. Fotoğraflarımızın hepsinde var neredeyse :)



Kayınvalidem ve kayınpederim kendileri :)



Bunlar ise canlarım.. En güzel, en özel günüme birebir şahit olup, yanımda oldular. Her ne kadar çok yormuş olsak da onları sırayla diyorum bu işler kızlar:)) Ekoşumda vardı ama o sonradan geldiğinden bu kareye dahil olamamış. Kalbimdeki yerini bilir zaten.




Kızı istediler, verdiler, yüzükleri taktık,yedik-içtik.. Hoop çok şükür atlattık. Biz de arkadaşlar kuzenler kendimizi dışarı attık. Ve selfiesiz olur mu dedik ? ASLA :) 

Ve işte bir günümü daha yazarak ölümsüzleştirmiş oldum. Hem de en güzel-en özel günlerimden birini. Çok şükür bana. Bu aralar fark ediyorum da şükredecek ne çok şeyim var. 
Bu arada nişan tarihimiz belli olup, mekanımız da tutulmuştur efendim. Her ne kadar işten, yoğunluktan hiç bir şey yapamıyorum desem de kafamda projelerim var benim de:) Hiç boş durur muyum ki. Onlar da sürpriz olsun.
 Bir daha bu kadar uzatmamak üzere diyelim o halde.. Yazacaklarım birikiyor, hem de en güzel halleriyle anlatılmayı bekliyor :)






10 Kasım 2014 Pazartesi

0

Yeni İşte İlk Gün-Ofis Günlüğü 1



Ofisteyim şuan.Yeni bir iş ve ilk gün.Anlatmaya gerek yok aslında.Önceki işimde nasıl bir dalış yapmıştım ilk günden.Altıma araba verip,haydi Dilek git çalış modundaydılar.Çalış ama nereye gideceğim,ne yapacağım ki?Bir de müdürümü 2-3 gün boyunca istediği yerlere bırakma görevim vardı.İkitelli mi?Tamam gittim de,nasıl döneceğim ki?İlk kez trafiğe çıkmış bir insan için hayli zor zamanlardı.Tam hızımı almışken aradan 5 ay geçmişken hoop hazin son!
Şimdi 4 ay sonra yeni bir iş.Evde olmak rahat ama benim kafam rahat olamıyor.Çalışmak her açıdan bambaşka.O yüzden şuanki halime şükür binlerce.Bu tarz benim kaçacak ama olsun:)Babam en çok buna seviniyor:)
Şuan napıyorum?Ofiste masama oturmuş yazı yazıp,çay içiyorum.He bir de önüme verilenleri okuyormuş gibi yapıyorum:)Ofistekilerle tanıştım tek tek.Aslında güzel de enerji aldım.Şimdilik bir sıkıntı yok.Tabi hiç kimsenin ismini hatırlamıyorum o da ayrı:)
Başlangıçlar güzel olsa da genel de sıkıcıdır.Bugün olduğu gibi mesela.Henüz bilgisayarım da gelmedi o yüzden pek bir boş.Hızımızı alalım yavaş yavaş.Of arada esnemesem daha iyi ama.engel olamıyorum kendime.Sabah 06:30'da kalktım.Ki zaman zaman yattığım saate pek bir yakın.Bir de üstüne gece de uyuyamadım haliyle.O yüzden akrebin yelkovanı çok ağır kovaladığı bir gün olacak bugün.


Heh gün böyle devam ederken sevgilimden gelen tatlı mı tatlı şey var.Yemeğe kıyamam ki ben bunları:)Düşünceli sevgilim varlığını hissettirdi bana yine..Bende gün böyle ilerliyor.Ah bu tarz benim de başlar birazdan ya.Sonuna yetişeceğim artık ahahahaha:)
Zaman geçmek bilmezken şimdi bir sürü evrak getirdiler.Çok şükür yapacak bir şeyim olacak.Banka ıvır zıvırları,sözleşmeler,özel sigortalar derken hoop 45 dakika geçiverdi işte.Son yarım.Dayan Dilek.Diren Dilek..Haydi son 21..19..15..
Özgürlüüük :)))

24 Ekim 2014 Cuma

0

Paralel Evren



Gözlerimi kapattım şuan..
Birden içim ısınmaya başladı..Güneşi hissediyorum..Açtım gözlerimi.Kızgın bir güneşin altındayım bu vakit..Ayaklarım da yanıyor.Kumlar öylesine sıcak ki..Karşıya bakıyorum masmavi deniz.Mavi kötü olabilir mi? Mavi umutsuz olabilir mi? Mavi hiç hüzün verebilir mi?
İçim kıpır kıpır oluyor..İçimi ısıtıyor adeta..
Kalkıyorum oturduğum yerden..Çok değil 3-5 adım..Ayaklarım hissediyor serinliğini mavinin.Ama kayıtsız kalamıyor bedenim bu huzurlu serinliğe..Atıveriyorum kendimi o sonsuzluğa.Kafamı diplere kadar sokuyorum.Nefes almadan duruyorum diplerde..Öyle iyi geliyor ki.
Yok aklımda hiç bir soru..Yok kafamdaki milyonlarca sorun..İliklerimde acı yok..Beynimin derinliklerine işlemiş düşünceler yok..
Çıkıyorum,güneşin sıcaklığına bırakıyorum yine kendimi..Ben gibi değilim..Öylesine hafifim ki..
Ellerim eksik değil..Kalbim paramparça değil..Kırgınlıklarım da yok,kızgınlıklarım da..Yarım kalmışlıklar da yok..Kurulamayan hayaller de..
Ben yarım değilim mesela..Ben eksik değilim..
Sadece bunlar var işte..

19 Ekim 2014 Pazar

0

Çok Şey İstememiştim Ki Ben

Çok şey istememiştim ki ben aslında..Emek verdiklerimi yaşamaktı yalnızca..Ama hayat hep çok gördü.Şimdi bir kez daha üstelik..
Neyi düşlesem elimde kaldı,cam kırıkları gibi yüreğime battı..Ne için ödün versem sonu hüsran oldu..Şimdi bir kez daha üstelik..
Uzun yollardan geldim ben,Yorgunum..Yüreğim yorgun,zihnim yorgun..Şimdi neden geldim ben öyleyse dedirtiyor bu durum..Neden ? Neden bindim ben o otobüse..Neden buradayım..Hayat işte bir yerden alıp,bambaşka yerlere getirip 'buradan devam et' diye yolun ortasında bırakıyor..Oysa böyle düşlememiştim ben bu yola çıkarken..
Çok şey istememiştim ki ben..Işıkları kapatıp,kanepeye uzanmış..Üzerimizde battaniyemizle..Romantik bir film izlemek..Patlamış mısırları da unutmadan asla..Kocaman bir kase..İçeceksiz olmaz asla..Çok sever bilirim.Hem de kendi içeğini bitirip,benimkinden içer her seferinde..
Çok şey istememiştim ki ben..Bir pazar kahvaltısı mesela..Yok boğazda falan değil bu sefer..Evimizde..Hani doğum günümde bizim için aldığım kırmızı takım var ya onlarla..Kalp kalp tabakları olan.Kahvaltının mutlulukla ilgisi kesinlikle var,inanırım..Omlet yapsam mesela..Peynirli otlu.En sevdiğinden..Beraber aldığımız kalpli kalıplarla..Zeytin sevmez diye ben sevsem bile masaya koymasam..
Çok şey istememiştim ki ben..Beyaz bir koltuk..Üstünde kendi yaptığım tablom asılı..Kırmızı sandalyeler..Hani taş da kaplayacaktık bir duvarı..Bir de yatak odasına koymak üzere seçtiğimiz fotoğraflar vardı..Onlar da çerçevesiz kaldı..
Çok şey istememiştim ki ben..İşten gelince ben yemekleri yapacaktım..O salatayı..Ben severim diye mısırı bol olacaktı..Daha,çok beğendiği pilavımdan yapacaktım defalarca..Ve dahası..Ben yıllarca her yaptığım yemekte o anları düşünürdüm..En sevdiğime en sevdiklerimden yapmak..Hani kalbine giden yol mideden geçer ya..
Çok şey istememiştim ki ben..Huzurlu evimde huzurlu anları yaşamak..Daha tablolarım var,duvarları süsleyecek.Arkadaşlarımızı ağırlayıp,anılara anılar ekleyebilmek..
Çok şey istememiştim ki ben..Bizim yazlığa gidip,mangal yakacaktık terasta..Sonra geçtiğimiz yılları yaad edip,o zamanlara gülüp duracaktık..El ele gezecektik sokaklarında o zamana inat..
Çok şey istememiştim ki ben..Tuzlu kahve yapıp,altına da 'yüzünü buruşturan tek şey bu olsun.Bundan sonra şeker tadında günlerimiz olsun' diye not yazacaktım..
Çok şey istememiştim ki ben..' Söz verdim sana deniz gözlüm..Küçücük bir kız çocuğuyken üstelik..' diye başlayan kendi yazdığım şiirimle giriş yapacaktık nişan günümüzde..Birbirimizin gözlerine bakarak okuyacaktık..Hani ilk okuduğumda gözlerini dolduran..
Çok şey istememiştim ki ben..15 yaşından beri hayalini kurduğum gibi bembeyaz gelinliklerle evimin merdivenlerinden kollarında inmek..2 kemancı olsa demiştim bir de..
Ben çok şey istememiştim ki...

16 Ekim 2014 Perşembe

0

Bana Bir Adım Gelene Ben Koşarım


Mutluluğunu da hüznünü de zirvede yaşayanlardanım.Ortası yok..Grisi yok.Ya siyah ya beyaz.İşte bu yüzden çöküşlerim tam çöküş benim.
Mutlu olmayı bilen ve sevenlerdenim ne kadar şu sıralar mutsuzluk adına kendime her şeyi yapıyor olsam da.Çünkü,olmuyor.Olacak sandığın hiç bir şey olmuyor.Bir o tarafı düzeltiyorum bu taraf bozuluyor.Diğer taraf heh oldu diyorum hoop öbürü.Bir dengede duramıyorum.Hatta şu sıralar ayakta bile duramıyorum.
Hayattan bir sürü beklentisi varken hiç bir beklentisi olmayan insan haline büründüm.Hüznün zirvesindeyim bu vakitler.
Bir ışık görsem ona koşmaya hazırım aslında.Ama kapkaranlık her yer.O yüzden tükenmiş gibi hissetmem.
3 gündür rüyalarım kendimi iyi hissettirmeye başladı.Dua edip yatıyorum mesela,bir yol göster bana diye.Bana bir mesaj ver.Bir umut olsun bana diye.
Bir de minicik ışık demetleri görmeye başladım.Hemen kendime geldim.Umutlar belirdi.Sonra bir tanesi daha..Güzel olacak gibi sanki..Ama umut etmeye korkar oldum..
Ey hayat ! Bana minicik mutluluk tanecikleri yollasan ben onları bir çığ misali büyütmeye varım.Bana bir adım gelene ben koşarım.
Yeter ki umutlarım olsun.Ben deli gibi koşarım hayallerimin peşinden.Yeter ki kırılmasın kanatlarım ben şakıya şakıya uçarım.Yeter ki alma tüm ışıklarımı.
Bugün ağladım mesela uzun zaman sonra.Nasıl iyi geldii. anlatamam.Hem ağladım hem bağırdım.Sıraladım hayal ettiklerimi.Olsun artık dedim.Bir kere de benim gönlüme göre olsun.
Sonra bir kez daha ağladım.Boşalttım içimdeki tüm dolmuş kara zehri.Hala zor nefes alıyorum.Hala ürküyorum.Daha çıkamadım bu karanlıklardan.
Bir yerden başlasam toparlamaya hazırım ben kendimi.Zincirin bir halkası kırılsa tüm gücümü harcarım bu uğurda.Yeter ki kırılmasın tüm kanatlarım aynı anda birden.Yeter ki bütün ışıklarım yok olmasın aniden.Tutunacak bir dal olsun.Bir kaç umut ışığı..Mutluluk...Bana bir adım gelene ben koşarım.
Sanki görüyorum..Bu yolun sonunda bir ışık var..

12 Ekim 2014 Pazar

0

Sen Yaz Yine !



Sen yaz yine !
Hüzünlerini bir kez daha yaz.Hayal kırıklıklarını yaz belki son olur diye.
Hayallerinin defalarca yerle bir oluşlarını yaz.
Kırgınlıklarını yaz,kızgınlıklarını yaz !
Yaz bir kez daha.
Sustuklarını,sabredip dayandıklarını,bağırarak bağıra haykırmak istediklerini yaz.
İçini alev alev yakarak zehirleyenleri yaz.
Geceleri kaçamak gözyaşlarını yaz.
Kimseler okumasa bile sen yaz yine de !
Yüreğinin göz yaşları bu satırlar.Sen yaz ve rahatla.
Herkesten aldığın darbeleri,en yakınlarından beklemeyip de gördüğün nankörlükleri,bilerek canını yakanları yaz.Onca mücadele verip de hala elde edemediklerini yaz.Hakkın değilmiş ve asla olmamış gibi hissettirilenleri..Karşılık beklemeden yapıp da,aslında sana hak ettiğini vermeyenleri yaz.
Uykusuz gecelerini,nefesini kesen sızılarını yaz.Umutlarını tüketenleri,ömrünü harcayıp da değmeyenleri yaz !
Yaz.yaz ki bir nebze akıtırsın içindeki zehri.Yaz ki akıt yüreğinin gözyaşlarını.Yastığını ıslatmasın artık göz yaşların.Üzmesin seni tüm umutsuzluklar.Şükret farkında olabildiğine.Yapılan haksızlıkları yaz.Ve asla unutma ! Çevir başını başka yöne ve yalnızca yoluna bak.
Şimdi bir de seni bu denli üzenleri yaz,canını bu denli acıtanları,hayatına ufacık da olsa mutsuzluk adına katkısı olanları.Yaz ve yukarıya havale et yalnızca !
Emin ol ki hiç bir ah kimse de kalmaz.Sen yalnızca yüreğinin bir köşesine yaz !

24 Eylül 2014 Çarşamba

0

Ağlamayı Unuttuğun Vakit Kork Kendinden

Ağlamayı unuttuğun vakit kork işte kendinden !
Ağlamaktan vazgeçtiğinde..
Gözyaşlarını akıtmaktan pes ettiğinde..
Akıtacaksın gözyaşlarını..İçine içine ağlamayacaksın..Ya da pes etmeyeceksin.Korkmayacaksın ağlamaktan..
Kirpiklerin ıslanacak ağladıkça..
Dökeceksin göz yaşlarını.Akıp,gitsin hüzünlerin diye.Üzüntülerini silip atsın diye.
Bazen ağlamaktan yorgun düşeceksin.Rimellerin kirletecek yastığını.Sonra uykuya yenik düşeceksin.Teslim olacaksın uykunun kollarına.
Ağlamaktan şişmiş gözlerinle uyanacaksın yeni bir güne.Arkanda bırakacaksın ağladıklarını..Tazelenmiş başlayacaksın güne.Hüzünlerin zehirlemesin diye seni ağlayacaksın sonuna kadar.Kah bağıra bağıra,kah usul usul yavaşça..Ama dökeceksin o gözyaşlarını.
Ağlamaktan vazgeçtiğin an kork kendinden !
Ya da ağlamaya dermanın kalmadığında.
Pes ettiğinde..
O zaman kork işte..
Mağlup olan sensin işte o vakit,bıraktığında gözyaşlarını akıtmayı..
Hüzünlerin,üzüntülerin seni içten içe zehirlemeye başladığında..
O vakit pes etmişsindir savaşmaktan.
O vakit tüketmişsindir umutlarını.
İşte o zaman kork !