24 Eylül 2014 Çarşamba

0

Ağlamayı Unuttuğun Vakit Kork Kendinden

Ağlamayı unuttuğun vakit kork işte kendinden !
Ağlamaktan vazgeçtiğinde..
Gözyaşlarını akıtmaktan pes ettiğinde..
Akıtacaksın gözyaşlarını..İçine içine ağlamayacaksın..Ya da pes etmeyeceksin.Korkmayacaksın ağlamaktan..
Kirpiklerin ıslanacak ağladıkça..
Dökeceksin göz yaşlarını.Akıp,gitsin hüzünlerin diye.Üzüntülerini silip atsın diye.
Bazen ağlamaktan yorgun düşeceksin.Rimellerin kirletecek yastığını.Sonra uykuya yenik düşeceksin.Teslim olacaksın uykunun kollarına.
Ağlamaktan şişmiş gözlerinle uyanacaksın yeni bir güne.Arkanda bırakacaksın ağladıklarını..Tazelenmiş başlayacaksın güne.Hüzünlerin zehirlemesin diye seni ağlayacaksın sonuna kadar.Kah bağıra bağıra,kah usul usul yavaşça..Ama dökeceksin o gözyaşlarını.
Ağlamaktan vazgeçtiğin an kork kendinden !
Ya da ağlamaya dermanın kalmadığında.
Pes ettiğinde..
O zaman kork işte..
Mağlup olan sensin işte o vakit,bıraktığında gözyaşlarını akıtmayı..
Hüzünlerin,üzüntülerin seni içten içe zehirlemeye başladığında..
O vakit pes etmişsindir savaşmaktan.
O vakit tüketmişsindir umutlarını.
İşte o zaman kork !




23 Eylül 2014 Salı

0

Umut



Umutlar vardır insanı hayata bağlayan.Geceleri uykuları kaçıracak kadar heyecanlandıran.Bazen uçurumun kıyısına kadar gelmişken oradan geri döndüren.Yaşama tutunabilme sebeplerimiz kimi zaman.Kimi zaman da yaşamdan koparan..
Benim de var umutlarım.Korkularım hep bu yüzden işte.Kaybetmekten tüm umutlarımı.
İnsan her şeyini kaybettiği noktaya gelebiliyor zaman zaman..Sarıldığı tek şey yeniden yeşermek oluyor.Onlarla filizleniyor,öyle büyüyüp gidiyor.Yeniden tutunuyor.
Ne yaşarsak zihnimizde yaşıyoruz aslında.Neye inandırırsak kendimizi,ona inanıp,yürüyoruz.
Aşık olduğuna da inandırabiliyorsun,mutlu olduğuna da..Her şey güzel olacak diye en dönülmez yerlerden de dönebiliyorsun.Ne yaşarsak zihnimizde yaşıyoruz..
İşte o vakitler,umutların varsa zenginsin.Onlar varsa,var olmaya hazırsın.Onları tükettiğin zaman kuruyup,gitmek üzere  yola çıkmışsın.
Çok felsefe yapılır bu konularda.Ama inandığın kadar varsın aslında.Neye,kime.
Hayata savaşını kazanıp-kaybetmek kader değil mesela.İnandığın,inanmak istediklerin var yalnızca..
Kaybolup gitmesin inandıklarımız.Yok olmasın umutlarımız.Tüketmesin bizi zihin oyunlarımız.
İnandığımız kadar varız..İnandığımız kadar gerçek..


0

Bu Gece Çok Şeyler Yazdım


Çok şeyler yazdım ben bu gece.
Yazdım yazdım sildim.
Harflere dökemesem de ben çok şeyler yazdım bu gece.
Zihnimden yazdım hepsini.
Düşünerek yazdım.
Bazen gerçek olsun diye yazdım.
Bazen sırf gerçek olmaması için yazdım.
Bu gece ben çok şeyler yazdım.
Cümleler kuramasam da,kelimelere dökemesem de..
Yazdım..
Bir geçmişi yazdım.
Bir geleceği..
Bir kaç satır umutlarımı yazdım.
Bir kaç satır umutsuzluklarımı..
Biraz hüzünlerimi yazdım.
Biraz sevinçlerimi.
Bir avuç kahkaha ekledim.
Bir avuç gözyaşı..
Harflere dökemesem de,
 Ben bu gece çok şeyler yazdım.

22 Eylül 2014 Pazartesi

0

Şiirlerde Ben :)

Bu aralar çocukluğuma fazla takılıp,duruyorum nedense.Zaman bol olduğundan ana sayfada en aşağı iner gibi iniyorum geçmişe.Güzel zamanlar ama değil mi,o zamanlar.Aksini söyleyen yoktur herhalde.O zamanlardaki hüzün,üzüntü bile şimdilerde yüzünü güldürebiliyor insanın.İşte öylesine masum zamanlar.
Nereden geldim ben buralara böyle.Yazma sevdamdan girmek istemiştim halbuki.İşte ilkokul zamanlarımda başladı yazmaya merakım.O zamanlar şiire ilgim vardı.Hepimiz geçmişizdir o zamanlardan.İlk şiirimi 5. sınıfta yazdığımı anımsıyorum,tebessüm ekliyorum yüzümün kıyısına.
Zaman geçtikçe aşk şiirleri doldurmaya başladı,süslü püslü şiir defterimi.Edebiyata ilgim arttı o zamanlar.Edebiyat öğretmeni olma isteğimle birlikte.
Orta okul yıllarımda bir şiirin başını söylemeye başladın mı devamını ezberden okur,hangi şair,neler yazmıştır şakırdım.
Zaman geçtikçe yazdıklarımın şiir olmadığını düşünüp,tek tek yırtıp atmışım.Bir kaç tane kalmış sonradan bulduğum.Nasıl pişmanım attıklarıma.Ne güzel anılarmış aslında.Keşke dursalarmış bir köşede.
Bir meşhur şiirim vardı.7. sınıfta yazdığımı hatırlıyorum.Dün gibi aklımda.Paylaşmak istedim sizlerle de.Gülümseyelim biraz diye.Belki sizin de vardır yıllar önce yazılıp da şimdi okunup,yüzünüzü güldürecek.
Haydi o zaman gelsin şiirim :)



Papatya

Üç papatyam var,
Duruyor vazomda.
Hatırlarım onların hikayesini hala.
Seni sevdiğim gün koparmıştım onları.
Biri ben,biri sen.
Biri umudum diye.
Benimki soldu,
Sevginden yoksunum diye.
Seninki soldu,
Bana zulmettin diye.
Umudum tükenmedi hala.
Solmadı papatya.
Tek umudum o,
İstersen sor ona da.

                                 Dilek İLHAN-2003

18 Eylül 2014 Perşembe

0

Mutluluk



Yıllar önce mutluluğun değişik bir tanımı vardı bende.Beklentisi de farklıydı.Bir gün bir şey olacak ve her şey bambaşka olacak zannederdim.Ve işte ben o an mutlu olacağım derdim.Sihirli bir değneğin dokunuşunu beklemek gibi bir şeydi.Hep o bambaşka günü bekledim.Tabiki öyle bir gün hiç gelmedi.Ah çocuk aklım işte.
Yıllar geçti,ben büyüdüm.Mutlu olacak sebeplerim de oldu çokça.Sonra küçük şeylerle de yetinmeyi öğrendim.Küçük mutlulukları büyük yaşamayı.Hayatımdaki güzelliklere şükrettim.Belki de uğruna  çok şeyler feda ettiklerim de oldu.Yine pes etmeden devam ettim.İzin verdim beni varlığıyla mutlu etmesine.
Adına tecrübe denen sancılı bir savaş var bu hayatta.Bazen her şeyini elinden alıp,sabrını deneyen.Bazen her şeyi bir anda önüne serip,şükretmeni bekleyen.Yaşıyor,kanıyor bazen sarıp-sarmalanıyoruz.
Çocukluk hayallerimi düşünüyorum şu zamanlar yine.Yine hayalini kuruyorum o bambaşka günün.Sihirli değneği bekliyorum çocukluğumdaki gibi.Aslında varmış öyle bir gün,şimdi daha iyi anlıyorum.Sabredip bekliyorum.Hayatın benden şu an istediği gibi yalnızca.
Bir de yakınlardaki hayatlara tanık oluyorum zaman zaman.Nasıl da bir kaç ayda bambaşka oluveriyor yaşamlar,görüyorum.Heh diyorum işte o değnek şimdi onun hayatına dokunmuş.Zamanı gelince de benim hayatıma gelecek inanıyorum.
O zaman hayatına o sihirli dokunuşu bekleyenlere gelsin..


14 Eylül 2014 Pazar

0

Haydi Devam O zaman

Bugünden itibaren kendine gelme zamanı.
Silkelenme,uyuşukluktan,bıkkınlık-tembellikten kurtulma.
Dün temiz bir hava aldım,kendime geldim.
Yeni kararlar aldım.Tembel tembel boş oturmaktan kurtulmak üzere.
Evdeki dağınıklıkları toplayarak başlıyorum.
Çöpleri de atmalı mesela.
Yemek yapmaya başlamalı.En sevdiğim şey değil mi.
Sorumluluklarımı devam ettirme zamanı.Kendime olan sorumluluklarım.Yapmam gerekenler.
Evdeki boş tuvale uzun zamandır yapmayı düşündüğüm resmi de artık yapmalı.Ortanca çiçekleri..
Bahçeli ev hayalimin en belirgin simgesi ortancalar..Bahçemde huzurlu bir kahvaltı hayal ederken,renk renk ortancaların içinde düşlüyorum kendimi.2 dal koparıp,masanın ortasına yerleştirmeli bir de..Renk katsın,huzur versin diye.
Heh işte mutfağıma asmalı o ortanca tablosunu da..Öyleyse başlamalı bir yerden.
Uzun zamandır ara verdim bloguma.Geri dönmeli,yazmalı..
Belki de bu melankolik hallerin sebebi dolup dolup da yazamadığımdandır.
Eskiden başından kalkmaz,yazardım içimdeki her şeyi.Hem yazar,hem de okurdum blogdaşlarımın her bir yazdığını.Telefonum bozulup eski bir telefona kaldığım zamanlarda bile oradan devam ettim takip etmeye.
Şimdi kocaman ekranı olan akıllı bir telefonum varken üstelik,uzak kaldım buralara.
Önce iş yoğunluğu dedim,bahane ettim.Haksız da değildim üstelik.
Şimdi işten ayrıldım.Üstelik bayıla bayıla gittiğim işimden !
Yine bomboş zamanlardayım.Her ne kadar bayıla bayıla gitmesem de en azından boş olmamak iyiydi.İyi sayılacak maaşım ve bir de 7/24 arabam vardı.En iyisi de bunlardı işte.Kısmet..
Uzun bir deniz-kum-güneş seanslı tatilden sonra yine kürkçü dükkanına döndüm.Döndüğümden beri var olan bu tembellikten kurtulup,eski enerjik hallere geri dönüyorum.
Haydi o devam o zaman..Kaldığım yerden,kaldığım gibi..