10 Kasım 2014 Pazartesi

0

Yeni İşte İlk Gün-Ofis Günlüğü 1



Ofisteyim şuan.Yeni bir iş ve ilk gün.Anlatmaya gerek yok aslında.Önceki işimde nasıl bir dalış yapmıştım ilk günden.Altıma araba verip,haydi Dilek git çalış modundaydılar.Çalış ama nereye gideceğim,ne yapacağım ki?Bir de müdürümü 2-3 gün boyunca istediği yerlere bırakma görevim vardı.İkitelli mi?Tamam gittim de,nasıl döneceğim ki?İlk kez trafiğe çıkmış bir insan için hayli zor zamanlardı.Tam hızımı almışken aradan 5 ay geçmişken hoop hazin son!
Şimdi 4 ay sonra yeni bir iş.Evde olmak rahat ama benim kafam rahat olamıyor.Çalışmak her açıdan bambaşka.O yüzden şuanki halime şükür binlerce.Bu tarz benim kaçacak ama olsun:)Babam en çok buna seviniyor:)
Şuan napıyorum?Ofiste masama oturmuş yazı yazıp,çay içiyorum.He bir de önüme verilenleri okuyormuş gibi yapıyorum:)Ofistekilerle tanıştım tek tek.Aslında güzel de enerji aldım.Şimdilik bir sıkıntı yok.Tabi hiç kimsenin ismini hatırlamıyorum o da ayrı:)
Başlangıçlar güzel olsa da genel de sıkıcıdır.Bugün olduğu gibi mesela.Henüz bilgisayarım da gelmedi o yüzden pek bir boş.Hızımızı alalım yavaş yavaş.Of arada esnemesem daha iyi ama.engel olamıyorum kendime.Sabah 06:30'da kalktım.Ki zaman zaman yattığım saate pek bir yakın.Bir de üstüne gece de uyuyamadım haliyle.O yüzden akrebin yelkovanı çok ağır kovaladığı bir gün olacak bugün.


Heh gün böyle devam ederken sevgilimden gelen tatlı mı tatlı şey var.Yemeğe kıyamam ki ben bunları:)Düşünceli sevgilim varlığını hissettirdi bana yine..Bende gün böyle ilerliyor.Ah bu tarz benim de başlar birazdan ya.Sonuna yetişeceğim artık ahahahaha:)
Zaman geçmek bilmezken şimdi bir sürü evrak getirdiler.Çok şükür yapacak bir şeyim olacak.Banka ıvır zıvırları,sözleşmeler,özel sigortalar derken hoop 45 dakika geçiverdi işte.Son yarım.Dayan Dilek.Diren Dilek..Haydi son 21..19..15..
Özgürlüüük :)))

24 Ekim 2014 Cuma

0

Paralel Evren



Gözlerimi kapattım şuan..
Birden içim ısınmaya başladı..Güneşi hissediyorum..Açtım gözlerimi.Kızgın bir güneşin altındayım bu vakit..Ayaklarım da yanıyor.Kumlar öylesine sıcak ki..Karşıya bakıyorum masmavi deniz.Mavi kötü olabilir mi? Mavi umutsuz olabilir mi? Mavi hiç hüzün verebilir mi?
İçim kıpır kıpır oluyor..İçimi ısıtıyor adeta..
Kalkıyorum oturduğum yerden..Çok değil 3-5 adım..Ayaklarım hissediyor serinliğini mavinin.Ama kayıtsız kalamıyor bedenim bu huzurlu serinliğe..Atıveriyorum kendimi o sonsuzluğa.Kafamı diplere kadar sokuyorum.Nefes almadan duruyorum diplerde..Öyle iyi geliyor ki.
Yok aklımda hiç bir soru..Yok kafamdaki milyonlarca sorun..İliklerimde acı yok..Beynimin derinliklerine işlemiş düşünceler yok..
Çıkıyorum,güneşin sıcaklığına bırakıyorum yine kendimi..Ben gibi değilim..Öylesine hafifim ki..
Ellerim eksik değil..Kalbim paramparça değil..Kırgınlıklarım da yok,kızgınlıklarım da..Yarım kalmışlıklar da yok..Kurulamayan hayaller de..
Ben yarım değilim mesela..Ben eksik değilim..
Sadece bunlar var işte..

19 Ekim 2014 Pazar

0

Çok Şey İstememiştim Ki Ben

Çok şey istememiştim ki ben aslında..Emek verdiklerimi yaşamaktı yalnızca..Ama hayat hep çok gördü.Şimdi bir kez daha üstelik..
Neyi düşlesem elimde kaldı,cam kırıkları gibi yüreğime battı..Ne için ödün versem sonu hüsran oldu..Şimdi bir kez daha üstelik..
Uzun yollardan geldim ben,Yorgunum..Yüreğim yorgun,zihnim yorgun..Şimdi neden geldim ben öyleyse dedirtiyor bu durum..Neden ? Neden bindim ben o otobüse..Neden buradayım..Hayat işte bir yerden alıp,bambaşka yerlere getirip 'buradan devam et' diye yolun ortasında bırakıyor..Oysa böyle düşlememiştim ben bu yola çıkarken..
Çok şey istememiştim ki ben..Işıkları kapatıp,kanepeye uzanmış..Üzerimizde battaniyemizle..Romantik bir film izlemek..Patlamış mısırları da unutmadan asla..Kocaman bir kase..İçeceksiz olmaz asla..Çok sever bilirim.Hem de kendi içeğini bitirip,benimkinden içer her seferinde..
Çok şey istememiştim ki ben..Bir pazar kahvaltısı mesela..Yok boğazda falan değil bu sefer..Evimizde..Hani doğum günümde bizim için aldığım kırmızı takım var ya onlarla..Kalp kalp tabakları olan.Kahvaltının mutlulukla ilgisi kesinlikle var,inanırım..Omlet yapsam mesela..Peynirli otlu.En sevdiğinden..Beraber aldığımız kalpli kalıplarla..Zeytin sevmez diye ben sevsem bile masaya koymasam..
Çok şey istememiştim ki ben..Beyaz bir koltuk..Üstünde kendi yaptığım tablom asılı..Kırmızı sandalyeler..Hani taş da kaplayacaktık bir duvarı..Bir de yatak odasına koymak üzere seçtiğimiz fotoğraflar vardı..Onlar da çerçevesiz kaldı..
Çok şey istememiştim ki ben..İşten gelince ben yemekleri yapacaktım..O salatayı..Ben severim diye mısırı bol olacaktı..Daha,çok beğendiği pilavımdan yapacaktım defalarca..Ve dahası..Ben yıllarca her yaptığım yemekte o anları düşünürdüm..En sevdiğime en sevdiklerimden yapmak..Hani kalbine giden yol mideden geçer ya..
Çok şey istememiştim ki ben..Huzurlu evimde huzurlu anları yaşamak..Daha tablolarım var,duvarları süsleyecek.Arkadaşlarımızı ağırlayıp,anılara anılar ekleyebilmek..
Çok şey istememiştim ki ben..Bizim yazlığa gidip,mangal yakacaktık terasta..Sonra geçtiğimiz yılları yaad edip,o zamanlara gülüp duracaktık..El ele gezecektik sokaklarında o zamana inat..
Çok şey istememiştim ki ben..Tuzlu kahve yapıp,altına da 'yüzünü buruşturan tek şey bu olsun.Bundan sonra şeker tadında günlerimiz olsun' diye not yazacaktım..
Çok şey istememiştim ki ben..' Söz verdim sana deniz gözlüm..Küçücük bir kız çocuğuyken üstelik..' diye başlayan kendi yazdığım şiirimle giriş yapacaktık nişan günümüzde..Birbirimizin gözlerine bakarak okuyacaktık..Hani ilk okuduğumda gözlerini dolduran..
Çok şey istememiştim ki ben..15 yaşından beri hayalini kurduğum gibi bembeyaz gelinliklerle evimin merdivenlerinden kollarında inmek..2 kemancı olsa demiştim bir de..
Ben çok şey istememiştim ki...

16 Ekim 2014 Perşembe

0

Bana Bir Adım Gelene Ben Koşarım


Mutluluğunu da hüznünü de zirvede yaşayanlardanım.Ortası yok..Grisi yok.Ya siyah ya beyaz.İşte bu yüzden çöküşlerim tam çöküş benim.
Mutlu olmayı bilen ve sevenlerdenim ne kadar şu sıralar mutsuzluk adına kendime her şeyi yapıyor olsam da.Çünkü,olmuyor.Olacak sandığın hiç bir şey olmuyor.Bir o tarafı düzeltiyorum bu taraf bozuluyor.Diğer taraf heh oldu diyorum hoop öbürü.Bir dengede duramıyorum.Hatta şu sıralar ayakta bile duramıyorum.
Hayattan bir sürü beklentisi varken hiç bir beklentisi olmayan insan haline büründüm.Hüznün zirvesindeyim bu vakitler.
Bir ışık görsem ona koşmaya hazırım aslında.Ama kapkaranlık her yer.O yüzden tükenmiş gibi hissetmem.
3 gündür rüyalarım kendimi iyi hissettirmeye başladı.Dua edip yatıyorum mesela,bir yol göster bana diye.Bana bir mesaj ver.Bir umut olsun bana diye.
Bir de minicik ışık demetleri görmeye başladım.Hemen kendime geldim.Umutlar belirdi.Sonra bir tanesi daha..Güzel olacak gibi sanki..Ama umut etmeye korkar oldum..
Ey hayat ! Bana minicik mutluluk tanecikleri yollasan ben onları bir çığ misali büyütmeye varım.Bana bir adım gelene ben koşarım.
Yeter ki umutlarım olsun.Ben deli gibi koşarım hayallerimin peşinden.Yeter ki kırılmasın kanatlarım ben şakıya şakıya uçarım.Yeter ki alma tüm ışıklarımı.
Bugün ağladım mesela uzun zaman sonra.Nasıl iyi geldii. anlatamam.Hem ağladım hem bağırdım.Sıraladım hayal ettiklerimi.Olsun artık dedim.Bir kere de benim gönlüme göre olsun.
Sonra bir kez daha ağladım.Boşalttım içimdeki tüm dolmuş kara zehri.Hala zor nefes alıyorum.Hala ürküyorum.Daha çıkamadım bu karanlıklardan.
Bir yerden başlasam toparlamaya hazırım ben kendimi.Zincirin bir halkası kırılsa tüm gücümü harcarım bu uğurda.Yeter ki kırılmasın tüm kanatlarım aynı anda birden.Yeter ki bütün ışıklarım yok olmasın aniden.Tutunacak bir dal olsun.Bir kaç umut ışığı..Mutluluk...Bana bir adım gelene ben koşarım.
Sanki görüyorum..Bu yolun sonunda bir ışık var..

12 Ekim 2014 Pazar

0

Sen Yaz Yine !



Sen yaz yine !
Hüzünlerini bir kez daha yaz.Hayal kırıklıklarını yaz belki son olur diye.
Hayallerinin defalarca yerle bir oluşlarını yaz.
Kırgınlıklarını yaz,kızgınlıklarını yaz !
Yaz bir kez daha.
Sustuklarını,sabredip dayandıklarını,bağırarak bağıra haykırmak istediklerini yaz.
İçini alev alev yakarak zehirleyenleri yaz.
Geceleri kaçamak gözyaşlarını yaz.
Kimseler okumasa bile sen yaz yine de !
Yüreğinin göz yaşları bu satırlar.Sen yaz ve rahatla.
Herkesten aldığın darbeleri,en yakınlarından beklemeyip de gördüğün nankörlükleri,bilerek canını yakanları yaz.Onca mücadele verip de hala elde edemediklerini yaz.Hakkın değilmiş ve asla olmamış gibi hissettirilenleri..Karşılık beklemeden yapıp da,aslında sana hak ettiğini vermeyenleri yaz.
Uykusuz gecelerini,nefesini kesen sızılarını yaz.Umutlarını tüketenleri,ömrünü harcayıp da değmeyenleri yaz !
Yaz.yaz ki bir nebze akıtırsın içindeki zehri.Yaz ki akıt yüreğinin gözyaşlarını.Yastığını ıslatmasın artık göz yaşların.Üzmesin seni tüm umutsuzluklar.Şükret farkında olabildiğine.Yapılan haksızlıkları yaz.Ve asla unutma ! Çevir başını başka yöne ve yalnızca yoluna bak.
Şimdi bir de seni bu denli üzenleri yaz,canını bu denli acıtanları,hayatına ufacık da olsa mutsuzluk adına katkısı olanları.Yaz ve yukarıya havale et yalnızca !
Emin ol ki hiç bir ah kimse de kalmaz.Sen yalnızca yüreğinin bir köşesine yaz !

24 Eylül 2014 Çarşamba

0

Ağlamayı Unuttuğun Vakit Kork Kendinden

Ağlamayı unuttuğun vakit kork işte kendinden !
Ağlamaktan vazgeçtiğinde..
Gözyaşlarını akıtmaktan pes ettiğinde..
Akıtacaksın gözyaşlarını..İçine içine ağlamayacaksın..Ya da pes etmeyeceksin.Korkmayacaksın ağlamaktan..
Kirpiklerin ıslanacak ağladıkça..
Dökeceksin göz yaşlarını.Akıp,gitsin hüzünlerin diye.Üzüntülerini silip atsın diye.
Bazen ağlamaktan yorgun düşeceksin.Rimellerin kirletecek yastığını.Sonra uykuya yenik düşeceksin.Teslim olacaksın uykunun kollarına.
Ağlamaktan şişmiş gözlerinle uyanacaksın yeni bir güne.Arkanda bırakacaksın ağladıklarını..Tazelenmiş başlayacaksın güne.Hüzünlerin zehirlemesin diye seni ağlayacaksın sonuna kadar.Kah bağıra bağıra,kah usul usul yavaşça..Ama dökeceksin o gözyaşlarını.
Ağlamaktan vazgeçtiğin an kork kendinden !
Ya da ağlamaya dermanın kalmadığında.
Pes ettiğinde..
O zaman kork işte..
Mağlup olan sensin işte o vakit,bıraktığında gözyaşlarını akıtmayı..
Hüzünlerin,üzüntülerin seni içten içe zehirlemeye başladığında..
O vakit pes etmişsindir savaşmaktan.
O vakit tüketmişsindir umutlarını.
İşte o zaman kork !




23 Eylül 2014 Salı

0

Umut



Umutlar vardır insanı hayata bağlayan.Geceleri uykuları kaçıracak kadar heyecanlandıran.Bazen uçurumun kıyısına kadar gelmişken oradan geri döndüren.Yaşama tutunabilme sebeplerimiz kimi zaman.Kimi zaman da yaşamdan koparan..
Benim de var umutlarım.Korkularım hep bu yüzden işte.Kaybetmekten tüm umutlarımı.
İnsan her şeyini kaybettiği noktaya gelebiliyor zaman zaman..Sarıldığı tek şey yeniden yeşermek oluyor.Onlarla filizleniyor,öyle büyüyüp gidiyor.Yeniden tutunuyor.
Ne yaşarsak zihnimizde yaşıyoruz aslında.Neye inandırırsak kendimizi,ona inanıp,yürüyoruz.
Aşık olduğuna da inandırabiliyorsun,mutlu olduğuna da..Her şey güzel olacak diye en dönülmez yerlerden de dönebiliyorsun.Ne yaşarsak zihnimizde yaşıyoruz..
İşte o vakitler,umutların varsa zenginsin.Onlar varsa,var olmaya hazırsın.Onları tükettiğin zaman kuruyup,gitmek üzere  yola çıkmışsın.
Çok felsefe yapılır bu konularda.Ama inandığın kadar varsın aslında.Neye,kime.
Hayata savaşını kazanıp-kaybetmek kader değil mesela.İnandığın,inanmak istediklerin var yalnızca..
Kaybolup gitmesin inandıklarımız.Yok olmasın umutlarımız.Tüketmesin bizi zihin oyunlarımız.
İnandığımız kadar varız..İnandığımız kadar gerçek..


0

Bu Gece Çok Şeyler Yazdım


Çok şeyler yazdım ben bu gece.
Yazdım yazdım sildim.
Harflere dökemesem de ben çok şeyler yazdım bu gece.
Zihnimden yazdım hepsini.
Düşünerek yazdım.
Bazen gerçek olsun diye yazdım.
Bazen sırf gerçek olmaması için yazdım.
Bu gece ben çok şeyler yazdım.
Cümleler kuramasam da,kelimelere dökemesem de..
Yazdım..
Bir geçmişi yazdım.
Bir geleceği..
Bir kaç satır umutlarımı yazdım.
Bir kaç satır umutsuzluklarımı..
Biraz hüzünlerimi yazdım.
Biraz sevinçlerimi.
Bir avuç kahkaha ekledim.
Bir avuç gözyaşı..
Harflere dökemesem de,
 Ben bu gece çok şeyler yazdım.

22 Eylül 2014 Pazartesi

0

Şiirlerde Ben :)

Bu aralar çocukluğuma fazla takılıp,duruyorum nedense.Zaman bol olduğundan ana sayfada en aşağı iner gibi iniyorum geçmişe.Güzel zamanlar ama değil mi,o zamanlar.Aksini söyleyen yoktur herhalde.O zamanlardaki hüzün,üzüntü bile şimdilerde yüzünü güldürebiliyor insanın.İşte öylesine masum zamanlar.
Nereden geldim ben buralara böyle.Yazma sevdamdan girmek istemiştim halbuki.İşte ilkokul zamanlarımda başladı yazmaya merakım.O zamanlar şiire ilgim vardı.Hepimiz geçmişizdir o zamanlardan.İlk şiirimi 5. sınıfta yazdığımı anımsıyorum,tebessüm ekliyorum yüzümün kıyısına.
Zaman geçtikçe aşk şiirleri doldurmaya başladı,süslü püslü şiir defterimi.Edebiyata ilgim arttı o zamanlar.Edebiyat öğretmeni olma isteğimle birlikte.
Orta okul yıllarımda bir şiirin başını söylemeye başladın mı devamını ezberden okur,hangi şair,neler yazmıştır şakırdım.
Zaman geçtikçe yazdıklarımın şiir olmadığını düşünüp,tek tek yırtıp atmışım.Bir kaç tane kalmış sonradan bulduğum.Nasıl pişmanım attıklarıma.Ne güzel anılarmış aslında.Keşke dursalarmış bir köşede.
Bir meşhur şiirim vardı.7. sınıfta yazdığımı hatırlıyorum.Dün gibi aklımda.Paylaşmak istedim sizlerle de.Gülümseyelim biraz diye.Belki sizin de vardır yıllar önce yazılıp da şimdi okunup,yüzünüzü güldürecek.
Haydi o zaman gelsin şiirim :)



Papatya

Üç papatyam var,
Duruyor vazomda.
Hatırlarım onların hikayesini hala.
Seni sevdiğim gün koparmıştım onları.
Biri ben,biri sen.
Biri umudum diye.
Benimki soldu,
Sevginden yoksunum diye.
Seninki soldu,
Bana zulmettin diye.
Umudum tükenmedi hala.
Solmadı papatya.
Tek umudum o,
İstersen sor ona da.

                                 Dilek İLHAN-2003

18 Eylül 2014 Perşembe

0

Mutluluk



Yıllar önce mutluluğun değişik bir tanımı vardı bende.Beklentisi de farklıydı.Bir gün bir şey olacak ve her şey bambaşka olacak zannederdim.Ve işte ben o an mutlu olacağım derdim.Sihirli bir değneğin dokunuşunu beklemek gibi bir şeydi.Hep o bambaşka günü bekledim.Tabiki öyle bir gün hiç gelmedi.Ah çocuk aklım işte.
Yıllar geçti,ben büyüdüm.Mutlu olacak sebeplerim de oldu çokça.Sonra küçük şeylerle de yetinmeyi öğrendim.Küçük mutlulukları büyük yaşamayı.Hayatımdaki güzelliklere şükrettim.Belki de uğruna  çok şeyler feda ettiklerim de oldu.Yine pes etmeden devam ettim.İzin verdim beni varlığıyla mutlu etmesine.
Adına tecrübe denen sancılı bir savaş var bu hayatta.Bazen her şeyini elinden alıp,sabrını deneyen.Bazen her şeyi bir anda önüne serip,şükretmeni bekleyen.Yaşıyor,kanıyor bazen sarıp-sarmalanıyoruz.
Çocukluk hayallerimi düşünüyorum şu zamanlar yine.Yine hayalini kuruyorum o bambaşka günün.Sihirli değneği bekliyorum çocukluğumdaki gibi.Aslında varmış öyle bir gün,şimdi daha iyi anlıyorum.Sabredip bekliyorum.Hayatın benden şu an istediği gibi yalnızca.
Bir de yakınlardaki hayatlara tanık oluyorum zaman zaman.Nasıl da bir kaç ayda bambaşka oluveriyor yaşamlar,görüyorum.Heh diyorum işte o değnek şimdi onun hayatına dokunmuş.Zamanı gelince de benim hayatıma gelecek inanıyorum.
O zaman hayatına o sihirli dokunuşu bekleyenlere gelsin..


14 Eylül 2014 Pazar

0

Haydi Devam O zaman

Bugünden itibaren kendine gelme zamanı.
Silkelenme,uyuşukluktan,bıkkınlık-tembellikten kurtulma.
Dün temiz bir hava aldım,kendime geldim.
Yeni kararlar aldım.Tembel tembel boş oturmaktan kurtulmak üzere.
Evdeki dağınıklıkları toplayarak başlıyorum.
Çöpleri de atmalı mesela.
Yemek yapmaya başlamalı.En sevdiğim şey değil mi.
Sorumluluklarımı devam ettirme zamanı.Kendime olan sorumluluklarım.Yapmam gerekenler.
Evdeki boş tuvale uzun zamandır yapmayı düşündüğüm resmi de artık yapmalı.Ortanca çiçekleri..
Bahçeli ev hayalimin en belirgin simgesi ortancalar..Bahçemde huzurlu bir kahvaltı hayal ederken,renk renk ortancaların içinde düşlüyorum kendimi.2 dal koparıp,masanın ortasına yerleştirmeli bir de..Renk katsın,huzur versin diye.
Heh işte mutfağıma asmalı o ortanca tablosunu da..Öyleyse başlamalı bir yerden.
Uzun zamandır ara verdim bloguma.Geri dönmeli,yazmalı..
Belki de bu melankolik hallerin sebebi dolup dolup da yazamadığımdandır.
Eskiden başından kalkmaz,yazardım içimdeki her şeyi.Hem yazar,hem de okurdum blogdaşlarımın her bir yazdığını.Telefonum bozulup eski bir telefona kaldığım zamanlarda bile oradan devam ettim takip etmeye.
Şimdi kocaman ekranı olan akıllı bir telefonum varken üstelik,uzak kaldım buralara.
Önce iş yoğunluğu dedim,bahane ettim.Haksız da değildim üstelik.
Şimdi işten ayrıldım.Üstelik bayıla bayıla gittiğim işimden !
Yine bomboş zamanlardayım.Her ne kadar bayıla bayıla gitmesem de en azından boş olmamak iyiydi.İyi sayılacak maaşım ve bir de 7/24 arabam vardı.En iyisi de bunlardı işte.Kısmet..
Uzun bir deniz-kum-güneş seanslı tatilden sonra yine kürkçü dükkanına döndüm.Döndüğümden beri var olan bu tembellikten kurtulup,eski enerjik hallere geri dönüyorum.
Haydi o devam o zaman..Kaldığım yerden,kaldığım gibi..



4 Nisan 2014 Cuma

3

Polyester Tabaklarım


Polyester tabak modasına bende daha fazla kayıtsız kalamadım.Satın almak yerine kendim boyamayı tercih ettim.Hele bir de  severek takip ettiğim Duygulu Hayaller blogunda görünce çok beğendim.O kadar da keyif aldım ki.
Daha verniğini bile atmadan dayanamadım,hemen fotoğraflayıp,post hazırladım.


Hızımı alamayıp bir gece de yukarıda gördüğünüz tüm tabak-tepsi ne varsa boyadım :) Renkler konusunda biraz tereddüt etmiş olsam da sonuç beni tatmin etti.



Boya olarak su bazlı akrilik boya kullanıyoruz.Yağlı boyayla çok zaman geçiren biri olarak su bazlı boyaya bittim.Nasıl kolay temizlenmesi anlatamam.Renk olarak da yukarıda gördüğünüz yavruağzı,su yeşili ve bebek pembesini tercih ettim.



Fırçalar da ponpon fırça.Bazı ince detaylı kısımları ince sulu boya fırçasıyla boyadım.




Bu pembiş güllü olanları annem kendisine almıştı.Boyadıktan sonra bayıldım ve el koydum hemen :) 



Pastel tonları pek sevmeyen biri olarak bu tabaklarla bunu kırmış bulunmaktayım.Çok mu şeker şeker oldular acaba diye de düşünmeden edemedim.


Bir de tepsimle poz alalım :)



Bir de kahve-ikram tabaklarımız var.Onları bari kırmızı boyayayım diyordum ama yine böyle tatlı bir şey oldular.Özelikle 2 kişilik yaptım bize özel olsun diye :)


Yaptıkça daha çok yapası geliyor insanın :) Valla sipariş bile alabilirim artık ilgilenenler olursa etrafta,o kadar sevdim. :)
Çeyizime kaldırıyorum hemencecik bunları :) İnsanın çay içesi gelir diye yorum aldım sevdiceğimden de.Ee hem tabaklar benim elimden,hem çay benim elimden olunca ona tatlı gelir tabi değil mi:)
Herkese iyi haftasonları :)

29 Mart 2014 Cumartesi

0

Hayal Ediyorsan Haydi Başla


Durdukça tembelleşiyor insan,tembelleştikçe daha da tembelleşiyor.Sonunda bir bakmışsın ki zaman boşa akıp geçmiş,yalnız yapmak istediklerinin enkazı kalmış..
Hep ileri atılmış hedefler,sonra,hep daha sonra..
O zaman durmak yok,tembellik yok..Madem hayal ediyorsun,o zaman kalk ve başla..


25 Mart 2014 Salı

0

Benmişim..

Mühim olan kendini affetmekmiş aslında..Mühim olan kendinle olan savaşını bitirebilmekmiş..Öncelik senmişsin aslında..Yüreğinin içindekiler,kafandakiler,kırgınlıkların,kendine olan kızgınlıkların,pişmanlıkların,başarıların-başarısızlıkların..Senmişsin kavganın asıl fişekleyicisi..


Kendini affetti mi insan,bitiveriyormuş her şeye olan öfkesi..Kendinle olan savaşını bitirdi mi insan,inan bitiyormuş tüm savaşlar..
Uzun zamandır içimden geçirdiğim cümleler bunlar..Nasıl da bitirdim ben bu öfkeleri diye sayıkladığım zamanlar.Ama inan nedeni tamamen buymuş..Ben kendimi affetmişim,kimseleri affetmesem bile...



24 Mart 2014 Pazartesi

0

Bu Haberi Okumadan Sigorta Yaptırmayın!

Bir süredir iletişim çalışmaları çok dikkatimi çeken bir sigorta firmasından bahsetmek istiyorum bugün. Sigortanın kolay hali sloganıyla piyasaya çok hızlı bir giriş yapan Generali Sigorta’nın özellikle Zorunlu Trafik Sigortası’nda ve kasko poliçelerinde %70’e varan indirimleri ilgimi çekti. Blogda yazmak üzere biraz inceledim ve sadece kampanya olarak değil, tüm hizmetlerinin gayet memmuniyet verici olduğunu gördüm.

Bu arada piyasaya hızlı giriş dedim ama Generali 1831 yılında İtalya’da kurulmuş ve aslında 150 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteriyormuş. Adını elbette duymuştum ama ancak bugün yazabiliyorum.

Zorunlu Trafik Sigortası’nda %70’e varan indirimleri dışında Prestijli Kasko’larını da çok beğendim. Sigorta sektöründe bir ilk olarak, herhangi bir kaza anında sunduğu yol yardım hizmeti ile lastiğiniz patladığında ücretsiz lastik değişimi veya aracınızın yakıtı bittiğinde   Yapılan kaza sonrası acil bir noktaya yetişmeniz gerektiğinde yol yardım hizmetleri ile taksi ücretinizi dahi karşılıyorlar. Aracınız tamir edilirken 5 gün süreyle, size özel bir araç bile veriyorlar. Bence bu özel danışmanlık ve 7/24 destek hizmetleri şehir hayatının olası zorluklarını da hafifletiyor.

Bir de Mini Kasko ve Mini Kasko Ekstra ürünleri var. Mini Kasko, 1 çarpışma hasarını 2 bin TL’ye kadar kapsayan düşük fiyat kategorisindeki bir ürünmüş. Daha yüksek bir sigorta teminatı tercih edenler için bu tutar, Mini Kasko Ekstra ürünü ile 2 çarpışma hasarı ve toplamda 50 bin TL’ye kadar çıkabiliyormuş. Tüm bu hizmetler için ayrı ayrı teklif alıp, satınalım yapabiliyor olmak ise harika. Mini Kasko ve Mini Kasko Ekstra ürünlerinin fiyatları sabit. Zorunlu Trafik Sigortası içinse teklifler size ve arabanıza özel yapıldığı için indirimler kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bu yüzden teklif alırken yaşınız, arabanızın yakıt türü gibi etmenler de önemli oluyor. Siz artık sitesinden aracınıza en uygun sigortayı detaylarıyla incelersiniz.

Generalinin 7/24 Özel Sigorta Danışmanlığı hattı 0850 555 55 55’ten veya generali.com.tr den 1 dakikada teklif alabilirsiniz. Bu arada Generali Sigorta müşterisi olmasanız dahi bir kez teklif alırsanız size kişisel sigorta danışmanı atıyorlar. Bilgi alan kişi her aradığında, karşısında aynı danışmanı buluyor. Böylece müşteriler sorunlarını her defasında baştan anlatmak zorunda kalmıyor ve telefonda uzun uzun beklemeden işlerini kolayca halledebiliyor.

Eh daha ne olsun:)

1 dakikada teklif alıp indirim kazanmak isterseniz, 31 Mart’a kadar generali.com.tr yi ziyaret edin derim.

1 Dakikada Teklif Almak için Tıklayın.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

2

Kahvaltı Takımı Sorunsalı

Porselen takım konusunda kararsızlığımı yazmıştım.Bende alacaklarıma kahvaltı takımından başlamak istiyorum.Her zaman en sevdiğim öğün hep kahvaltı olmuştur.O yüzden daha bir meraklıyım kahvaltı takımlarına..
Mutfağımı kırmızı istediğimden dolayı en azından kahvaltı takımım kırmızı olsun istiyorum.Fakat,vintage oldukça yaygınlaştığı için pembiş pembiş takımlar var her yerlerde.Ben hem kırmızı olsun,hem kare olsun isterken tam olarak hayalimdekileri bulamadım.Oysa bundan daha önce ne kadar güzeller vardı.Almaya gelince iş değişti.
İlk önceliğim hep Bernardo olduğundan önce onlardan alternatifler sunmak istedim.
Tek kırmızı ve kare takım bu şuan için.Ama artık bunu da çok beğenmez oldum diyebilirim.




Her ne kadar pembe ve yuvarlak olsa da,bu da sempatik gelmeye başladı.

Bir kırmızılı takım daha..

Bugün de nette bununla ilgili dolaşırken bir takım daha beğendim.Kafamdakinin tam aksi renklerde hemde.Pierre Cardin markalı kahvaltı takımı.


Çok soft ve nötr renklerde geldi.Ayrıca katlı kurabiyeliği ve ayaklı pasta servisi de olduğundan hem kahvaltı seti hem de çay seti olarak da kullanabilirim dedim.Tabi o parçaları ayrı eklemem gerekecek.Fiyat olarak da diğerlerinin 2 katı olmasına rağmen bu amaçla kullanırsam aynı olacak gibi.

Derseniz kırmızı aşkın ne olacak diye.Onu da şu şekilde çözmeyi düşünüyorum.


Diğer takımı daha kalabalık ve özel sofralarımda kullanıp,kırmızı sevdamı yalnızca 2 kişilik bu takımla değerlendirmeyi düşünüyorum.Üstelik kalpli,çok da özel :)Hem zaten başka parçalarla da desteklenebilir.
Bu takım nereden derseniz Keramika'dan.Şuan stoklarda kalmamış o yüzden bekliyorum.İlk fırsatta alacağım.
Bu konuda fikirlerinizi bekliyorum.Yorumlara çokça açığımm :))
Sevgiler :))
0

Kırmızı Sevdam


En sevdiğim renk kırmızı olsa bile bu sevgi bende bildiğiniz bir sevdaya dönüştü.Ne almaya kalksam kırmızısı yok mu diye sorar hale geldim.Her şeyimi kırmızıya dönüştüreceğim neredeyse..


Bir önceki postumda okumuşsanız tabak çanağa merak sardım.Hal böyle olunca da her şeyi kırmızı ister oldum.



Kırmızı mutfak senelerdir hayalim.Belki bir kaç kırmızı aksesuarlarla desteklerim diye düşünüyordum ama.Her şeyi kırmızı beğenir oldum.Lütfen birisi beni bu kırmızı sevdamdan kurtarsın.Yoksa yer gök kırmızı dolacak..







Ama çok güzel değiller mi ???

23 Mart 2014 Pazar

2

Yeni İlgi Alanım:Tabak Çanak

Bende artık çeyiz hazırlıklarına başlamayı düşüyorum malumunuz..Zaman geçiyor..Hele bir de benim gibi dekorasyona tasarımlara merakınız oldukça fazlaysa,tabak-çanak aşkıyla dolu olabiliyorsunuz.Bilgisayarı her açtığım da ilk baktığım şey porselen takımlara tekrar tekrar göz atmak oluyor.Ya da bir avm'ye gittiğimde girdiğim,yanımdakileri girmeye zorladığım mağazalar tabi ki yine aynı..


Yeni mi başladı bu sende derseniz.Hayır yeni değil.Kendimi bildim bileli ev dekorasyonuna büyük ilgim var.Lise hayatı boyunca mimar olmayı isteyen ama kimyager olup hayatına devam eden bir insanım bende..Hayallerini de yalnızca kendi evi için kullanabilecek üstelik..O yüzden her ayrıntıyı kaçırmadan planlamak istiyorum.
İşe de başlayınca bende bu sefer bakma kısmından alma kısmına geçmeye çalıştım..Ama 1 aydır alacağım diye girdim ve her defasında daha çok kafamın karıştığı-kararsızlaştığım günler geçiriyorum.Ben ki hep hızlı karar vermemle övünürdüm oysa ki..
Daha bir kahvaltı takımına bile karar verememişken,bütün evi nasıl düzeceğim,inan bilmiyorum :(
Sanırım her ayrıntıyı atlamadan,her şey kusursuz olsun istediğim için olsa gerek..
Bu konuda bol bol postlar hazırlayacağım diye düşünüyorum herhalde.Blogumun yeni tasarımında kategoriler de eklemişken hazır,hemen bir bölüm daha oluşturuyorum :))
Yardımlarınızı-fikirlerinizi de bekliyorumm :))
İyi pazarlar :))

22 Mart 2014 Cumartesi

2

Kim Demiş İşsizlik Güzel Diye..



Bildiğiniz üzere uzun bir işsizlik dönemi geçirenlerdendim.O sürecii zor atlattım ve şuan hayatıma iyi bir yol çizdim.Benim işsizlik sürecimde çalışan arkadaşlarım veye tanıdıklarım hep 
-Kıymetini bil bu dönemlerinin',
-'En iyi zamanların bunlar,iyi değerlendir,'
-'Ohh seninki en güzeli valla',
-'İşsizlik değil ya çalışmak zor',
Bunun gibi saçma şeylerle karşıma çıkıyorlardı.Ben ise hep bunun tam tersi olduğunu,bu sürecin her açıdan ne kadar zor ve yıpratıcı olduğunu anlatmaya çalıştım.Çalışmaya başlayınca görürüm seni diye cevaplar aldım.Evet bende çalışıyorum yaklaşık 2 aydır.Üstelik deli gibi de yoğun..
Gelelim fikrim değişti mi?
Tabiki HAYIR.
İşsizlik en güzeli miymiş?
Tabiki HAYIR.


Kimse kusura bakmasın ama tembellik daha cazip geliyor herhalde insanlara.Buna çok şaşırıyorum..
Bende bu konuyla ilgili yazı yazmak istedim.İki ayrı süreci değerlendirmek,farkları göstermek adına..Her yaş-kişi ve döneme göre farklılık gösterse de bu yazacaklarım ,tam aksini iddaa eden de olmayacaktır diye düşünüyorum..Nacizane değerlendirmelerim bunlar..Gelelim bu değerlendirmeye..

1-İşsizsen,gece yatmak,sabah kalkmak için bir amacın yok.Ve bence bir insanın en aciz halidir amaçsızlık.
Çalışıyorsan,gece yatarken sabah ne için uyanacağını biliyor insan.Sabah erkenden uyanmak dahi olsa bu..En azından bir nedenin var uyanmak için..İnsan kolay alışır her şarta..Bu da geçip,bitiyor..


2-Herhalde bu sürecin en sıkıntılı kısmı maddi problemler olsa gerek..Ben ki 1,5 sene bu süreci geçiren bir insan olduğumdan dolayı bunu çok fazla yaşadım.Çalışıyorsan cebinde paran var herşey daha mükemmel.Sadece bu açıdan bile çalışmak diyorum!


3-Maddi problemlerden dolayı olsun,psikolojik etkileri olsun,her şey sana lüks gelir.Yapmaya hakkın yokmuş gibi hissettirir.Kendine zindan edersin kimi zaman hayatı..Ama çalışıyorsan her şey açık çeke sahip gibi..Gezmeler,eğlenmeler,alışveriş,tatil planları hatta evlililik dahi..


4-İşsizlik sürecinde 24 saat sana aittir.Gecesi gündüzüyle..Ama ne kadar verimlidir ki..Bütün gün evde olup da,hiçbir şey yapamadığım zamanları iyi hatırlarım..Kitaplarım birikir okunmak için ama sayfası bile açılmaz.Peki çalışıyorsan nasıl,belki ilk haftalarda adaptasyon sorunu yaşadığımdan olsa gerek pek bir şey yapamadım.Ama rutin hayatıma dönüş yaptıktan sonra kitaplarımdan uzak kalmadım,yazı yazdım,yemek yaptım,gezdim,sevgilime daha çok vakit ayırdım.Hatta resimlerime bile dönmeyi düşünüyorum yavaş yavaş..


5-Bir de benim için en önemlilerden..Aile ve çevrenin yaklaşımı..İnsanın ailesine kendini kanıtlamaya ihtiyacı var..Hele üniversiteden yeni çıkmışsanız..İşsizlik döneminde bu olamıyor ne yazık ki..Hatta ne yaptığından,nereye gittiğine kadar karışılıyor her ne kadar 4 sene başka bir şehirde okumuş olsan dahi..İşler öyle olmuyor bu süreçte..Çalışmaya başladıktan sonra ise bunun nasıl büyük bir ivmeyle değiştiğine siz dahi şaşırıp kalıyorsunuz..


6-Vee yine en önemlilerden..İnsanın herkesten çok kendini kendisine kanıtlamaya ihtiyacı var..Ve işsizlik sürecin uzadıkça her an kendine olan güvenini biraz daha yitiriyor insan..Hissettiğin milyonlarca olumsuz duygu var,kendine dair..Dış dünyaya olanları saymıyorum bile..


8-Öğrencilikten sonra sıfatsız kalmak daha çok yorar insanı..Bir sıfatın yok,bir amacın yok..Soru sormasın kimse istersin..Kimseyi aramadığın dönemlerin olur..Artık kendin bile kendinden bıkmışsındır hep aynı sorunlar diye..Yolunu değiştirirsin kimi zaman kimseyi görmemek ve o soruları cevaplamamak uğruna..Akrabalarla hele hiç görüşmez olunur..Ama çalışıyorsan işin ne olursa olsun..Bir sıfata sahip olabilmek..Bir döngünün parçası olabilmek..İşte bu en güzellerden..

Ee bunları yazıyorsun da çalışmanın hiç mi zorluğu yok diyenlerinizi duyar gibiyim..Olmaz mııı?
Hem de nasıl çok..Ama insanın psikolojik olarak yıpranması en zoru..
Sabahları erken uyanmak,bir sürü insanla muhatap olmak,yorgunluk,kendine yeterince zaman ayıramamak..Daha bir sürü şey..Ama insanın asıl nedeni bu değil midir?Biz senelerimizi okul-üniversite kapılarında meslek sahibi olmak,çalışmak uğruna harcamıyor muyuz ki..O zaman bu zorluklar da olması gerekenler..
Hep söylerim bir insan işinden memnun değilse iş değiştirir olur biter..Ama kesinlikle işsizlik daha güzel,en güzeli değildir !Her iki durumu da yaşayarak bilenlerdenim..
Şunu da belirtmeliyim ki,sanılmasın öyle çok kolay ve rahat bir işin içindeyim..Hele ilk haftalarda öyle zorlandığım zamanlar oldu ki..Stresten yemek yiyemez hale gelmiştim..Şükürler olsun şu hallerime..
Her kim varsa benim geçirdiğim o zamanları geçiren en kısa zamanda hayallerine kavuşsun,tüm dileğim bu..

22 Şubat 2014 Cumartesi

2

Günler Geçiyor..


Bazen durup yalnızca şükredersin..Bir geçmişe bakar,bir şimdiye..Çok şükür dersin en içten halinle..
Bende öyle günlerdeyim bu vakit..
Zamanı yetiştiremediğim,yoğun günler..
Gün içinde gel-git yaşasan da eve geldiğinde haline şükrettiğin..
İş hayatım son hızda devam ediyor..Stres yaşadığım doğru..Ama diğer halimden çok daha iyi..Amaç var,bir neden var uyanmak için..
Tek sıkıntım trafik..İstanbul trafiği malum,benzemez başka şehirlere..Ee bende tecrübesiz olunca,biraz zorladı beni.Ama 2 haftadır altımda araba geziyorum İstanbul yollarında..
Kaybolduğum günler oldu elbette.Hatta saatlerce bile :) Ama yavaş yavaş alışıyorum..Diyorum ya her hali daha güzel geçen zamanlardan..
Geçen hafta eğitim-toplantı-iş yemeği dolu dolu bir haftaydı..Uzun zamandır beklediğim gibi..
Saatler süren trafik sonrası debriyaj yüzünden ağrıyan bacağımı saymazsak her şey güzel..Bir sıfata sahip olabilmek güzel,uzunca süre sıfatsız kaldıktan sonra..
Anlatacak güzel şeyler olsa da ben nazar değer diye bir şey söylemek istemiyorum bu vakitler..Yalnızca bir gece gezmesi sonrasında dönüş yolunda müziğimi açıp,arabamda giderken oh diyorum..Bu hayatın inişleri olduğu gibi çıkışları da varmış..Ben ki en diplerde gördüm o inişleri..O yüzden binlerce şükür..
Eve de pek girdiğim yok valla işe başladığımdan beri..Hep bir iş hali-gezme hali :) Bakmayın Cumartesi akşamı evde oturduğuma.Bu hafta çok yoğun geçti ve yapılacak işler birikti diye..Yoksa evi sadece otel gibi kullanıyorum :) Severim bilirsiniz :))
Neyse bu kadar özet yeter son günlerdeki hayatımla ilgili,
Yine diyorum hiç bir şey mükemmel olmayabilir,sonu çok güzel de..Ama ben anımı yaşıyorum.Halimden de memnunum şimdilik..
Hayat herkese beklediklerini versin,hem de en kısa zamanda..
Binlerce kez şükürr hayatımda eksikliklerini yaşadıktan sonra bulduklarıma...

27 Ocak 2014 Pazartesi

6

Tatlı Telaşlardayım :)


Tatlı telaşlardayım son günlerde.Uğraştırıcı,düşündürücü ama bir o kadar da gülümsetebilen :)
Hayır hayır evlenmiyorum daha :)
İşe başlıyorum Şubat ayı gelişiyle..Evet,güzel bir başlangıç..
İşe başlangıç evrak işleri derken bir de pasaport-vize işleri çıktı başıma..Neden mi ?Hemen anlatayım efendim :)

Almanya merkezli bir firmaya işe başlıyorum.Üstelik sektör olarak da sağlık-ilaç sektörü.Yani tam da istediğim gibi.Diğer çalıştığım yeri kıyasladığım zaman şartları dolayısıyla fark attığı doğrudur..Şirketin merkezi Almanya olunca da eğitim için bizi Almanya'ya götürüyorlar.İşte bundandır bu telaşım.
Çok değil 4 günlük bir seyahat olacak ama bilenler bilir vize sürecini..Hele bir de ben henüz başlayacak olduğumdan dolayı,bir çok belge eksikliği yaşıyoruz..

Değişik bir sürece giriyorum anlayacağınız.Hem işe yeni bir başlangıç,hem ilk kez yurt dışı deneyimi derken...Tatlı telaşlardayım :)
Büyük beklentilerim yok.Ne işe dair,ne de bu yolculuğa..İş,imkanları bana uygun geldi kabul ettim,başlıyorum..Mükemmel olmayabilir,ya da sonu güzelde..Ama ben tüm iyi niyetim,tüm isteğim ve enerjimle yeni bir yola çıkıyorum..Yalnızca artık haketmiş olduklarımı yaşama umudu barındırıyorum..
Bakalım nasıl günler bekliyor beni..Ama artık güzellikler yaşama zamanım geldi benimde değil  mi?

Daha anlatacaklar çok :) Şimdilik bu kadar ..

26 Ocak 2014 Pazar

0

Yine Yeniden :)


Çok zaman oldu değil mi?
Yazmayalı..
Anlatmayalı..
Yazmamaya alıştı mı insan,eli gitmez olur..
Yüreği nerededir peki ?
Memnun mudur yazmadığına ?
Bunun cevabı yazacaklarımda..

Aylardan Ocak,günlerden Pazar..
Hemde sıcacık havalara kendini alıştırmışken geri gelen buz gibi bir Pazar..
2 ay geçmiş yazmayalı..
Aklım hep burada..
Ama gitmez ya ellerin bazen..
Öyle bir şey işte..
Bahanelerimi sorarsanız çokk..
Zaman yok,moral bozuk,bilgisayar bozuk,başka heveslerdeyim..
İnsanoğluyuz biz,bitmez tükenmez bahanelerimiz hiç..


Kırıyorum bu akşam ayların küskünlüğünü..
Devam son hızda bana yeniden canlandığımı hissettireni yapmaya..
Devam..
Daha çok güzel günlerim var anlatacak,
Daha paylaşacak çok fotoğrafım olacak..
Tamam itiraf ediyorum,hazır fotoğraf demişken..İnstragrama sardım buaralar..
Yerini tutar mı hiç burasının..
Tutmaz tabi..
Belki bir de dersiniz ki,son kaldığımız yerden,İş buldu da unuttu bizi diye..
Ama bilmezsiniz o maceranın kısacık sürdüğünü..
Yok üzülmek yok..
Çünkü şuan yepyeni bir şeyin başlangıcındayım..
Tüm sorularımdan arınmış olan üstelik..
Yepyeni güzel bir yolun başlangıcı..
Daha anlatacaklarım çok..
Ama yavaş yavaş yazıp anlatayım..
Tüketmeyelim bir anda..

Geri geldim ben.
Yine..
Yeniden..
Bana kendimi iyi hissettireni yapmaya..
Aslında hiç gitmemiş olsam da..
Buradayım işte..
Eğrisi-doğrusuyla..