25 Mart 2013 Pazartesi

2

Günün Sözü


22 Mart 2013 Cuma

1

Hayal Kurmak Bedava


Bu resmi gördüğüm zaman orada olmayı hayal ettim.Dertsiz,sorunsuz,kafa karışıklığı olmadan..Huzur dolu..Belki bir gün..Ee hayal kurmak bedava işte..

21 Mart 2013 Perşembe

0

Dünya Şiir Gününe Bir Şiir

Madem bugün Dünya Şiir Günü.O halde bende şiir seven bir insan olarak bugün sevdiğim bir şiiri sizlerle paylaşmak istedim..
Yazmak yerine Müşfik Kenter'in o güzel yorumuyla okunmasını tercih ettim.İşte Orhan Veli'nin 2 şiiri..

Orhan Veli Kanık-İstanbul'u dinliyorum Gözlerim Kapalı




20 Mart 2013 Çarşamba

2

Teklifine Hayır Diyemediklerim Var :)

Dün ki postumu okuduysanız nasıl da gönlümden geçenin olduğunu göreceksiniz.Okumadıysanız okumak için tık tık.Belki nargile isteğim olmadı ama dost-sohbet-keyif üçlüsünün en alasını yakaladım dün gece :)
Dün tam bunları içimden geçirirken çok çok çok sevdiğim,arkadaş kelimesinin bile yetersiz kaldığı en vefalı dostlarımdan Berilciğimle konuştuk.Ben pijmalarımı giymiş,yüzümü temizlemiş dizimi izlemek üzere beklerken onun güzel bir teklifiyle karşılaştım.Dediğim gibi teklifine hayır diyemeyeceklerim var.Saatin ilerlemiş olduğunu önemsemeden kendimi hemen Beşiktaş'a atıverdim.
Ee misafirliğe gidilir de eli boş gidilir mi hiç :) Aldım bir güzel şarabımı.Keyif yapalım diye :)


Mumumuzu bile yaktık,öylesine romantik bir ortam yarattık kendimize :) 'Seninle dışarıda buluşunca buluşmuş saymıyorum' dedi Beril.Evet aynen bende aynı hislerdeyim sanki yetmiyor bize kısacık zamanlar.


Beril benim 9 senelik arkadaşım.Lise yıllarında başladı arkadaşlığımız.Bu zamanlara kadar sürdü.Lisenin bana kazandırdığı en özel şeylerden birisidir kendisi.O zamanlar yanımda her an destek oluşu,dağıldığımda toparlayışı asla hakkını ödeyemeyeceğim insanlardandır.Beraber sürdürdüğümüz bir mücadelenin emeklerini topladık ve belki de hala toplamayı bekliyoruz.


Ortam böyle romantik olunca bende duygusala bağladım hemen gördüğünüz gibi :)


Kadehlerimiz bu sefer hayatımızda beklediğimiz güzelliklere kaldırıldı.Umarım bir sonraki buluşmamızda ulaştığımız isteklerimize kaldıracağız :)
Yine sabaha kadar sürdü sohbetimiz.Gün aydınlanmadan uyuyamıyoruz işte.
Yine sabah her Beril'de kaldığım zaman olduğu gibi iş görüşmesine aradılar.Bu gidişle işe girene kadar full Beril'de kalacağım,ona gidince şansım mı dönüyor bilmiyorum :)
Dostluk,arkadaşlık güzel şey.Kıymetini bilene..Hele ki böyle vefalı,böyle güzel dostluklara sahipsen sende o şanslı saydıklarımızdansın.Nice kan bağına taş çıkartır böylesi gönül bağları..
Seni çok seviyorummm arkadaşımmm,senden bahsetmediğimi söylüyordun blogumda ama bakk bu sadece senin içinnnnn :)))
Daha nice nice yıllar boyu bu güzel hislerimizle aynı anları yaşayabilmek,böyle kadeh kaldırabilmek dileğiyle...

19 Mart 2013 Salı

3

Canım Ne Çekti ?

Canım ne çekti biliyor musunuz ?Nargilee. Buram buram kokan bir nargile.Kokusu burnuma geldi adeta.Bugün Tophaneden geçmiş olmanın etkisi de olabilir bu tabi.Ama dün gece de aklımdaydı.


Sigara seven biri değilim fakat,nargileyi onla aynı kefeye koymuyorum ben.Epey de zaman oldu içmeyeli aklıma geldi şimdi.
Şöyle bir çıksam dışarı hava ılık olsa mesela.Çeksem nargilemin dumanını içime ardından o dumanla beraber göndersem tüm olumsuzlukları,umutsuzlukları,hayal kırıklıklarını..Nane severim ben nargile de.İçerken yaksın boğazımı diye.Bir yandan nanenin mentol kokusu,diğer yandan dumanı doldursa etrafımı.
Ee yanına da ne yakışır.Bol köpüklü Türk kahvesi..Lokum da isterim ama ben.Çifte kavrulmuş olandan.
Bahar geldi derken tekrar kışa döndü mevsim.ılık olsun istedim ama ben hava.Hafif hafif de essin,ürpertsin içimizi.
Yanına ne gider bu nargile-kahve çiftinin.Dost gider tabi ki..Sohbetiyle nargilenin dumanından çok saran etrafını..Derin derin sohbetlere daldıran.Kendini iyi hissettiren..
Ahh nasıl da çekti canım şimdi bunları..Üşenmesem çıkacağım.Ama hiç olmadığım kadar üşengeç oldum bu aralar,söylememe gerek yok bile.
Nargile dumanından bile edebiyat parçalamaya hazır bir bünyedeyim ben ,bilenler bilir.O yüzden kısa kesiyorum yazımı.
He ama biri hazırlan seni almaya geliyorum der ve nargile teklifinde bulunursa da cevabım hayır olmaz elbet :)
En kısa zamanda eski enerjik hallerime dönmek dileğiyle

18 Mart 2013 Pazartesi

4

Ellerimden Mis Gibi Tiramisu

Dün kurstan gelirken canım tiramisu çekti.Tiramisu yemeği değil ama.Yapmayı :) Mutfakla uğraşmayı seviyorum.Ee mutfağa da yakışıyorum :) O yüzden fırsat buldukça bir şeyler yapmayı deniyorum.Tabi bu annemin olduğu zamanlara ait.Yazın o olmadığında mutfak tamamen benim bölgem haline geliyor :)
Dün gelirken aldım malzemelerimi bir heves yapayım diye.Ama o kadar yorgun ve uykusuzdum ki,bütün günü uyuyarak geçirdim.Sanırım bir de hasta olmak üzereyim.Cumartesi günü incecik giyinip bütün günü o soğukta öyle gezerek geçirince hastalık kaçınılmaz oluyor tabi ki.
Neyse konumuzu dağıtmıyoruz.Tiramisu diyorduk.Ara ara severek yaptığım ve yediğim tatlılardandır kendisi.İşte ellerimden çıkan mis gibi tiramisum :



Bende bizzat kendim tarafından denenen tarifi sizlerle paylaşmak istedim.

Tiramisu Tarifi:

  • 2 çorba kaşığı neskafe,
  • 2 çorba kaşığı toz şeker,
  • 1 hazır kakaolu pasta altı,
  • 1 çay fincanı sıcak su,

  • Krema malzemeleri;
  • Yarım litre süt,
  • 1 adet yumurta,
  • 3 kahve fincanı toz şeker,
  • 3 kahve fincanı un
  • 1 paket labne peyniri,


Nescafe ve şekeri bir fincan içinde sıcak su ile karıştırın. Hazır keki enlemesine iki parçaya ayırın. kekin iki parçasını da hazırladığınız nescafeli karışımla ıslatın.
Un, şeker, süt ve yumurtayı karıştırın. Koyulaşıncaya kadar karıştırarak pişirin. Ocağı kapattıktan sonra labne peynirini ekleyin ve telle çırparak pütürsüz olmasını sağlayın.
Hazırladığınız kremanın yarısını ılıkken, kek parçalarından birinin üzerine sürün. Kekin diğer yarısını üzerine kapatın. Kalan kremayı sürün. Kahve ile süsledikten sonra soğuması için bekletin.Ben çok ağır olmaması adına kakao ile süslüyorum üzerini.
Benim tiramisum şimdi buzdolabında akşama yenmek üzere beni bekliyor.
Afiyet olsun o zaman :)
6

Makyaj Düzeni Mim'i


2. mimi yine Yaprak'tan aldım.Kendisine teşekkür ediyorum.Postumu geç hazırladığım için de özür diliyorum.Bu seferki mim makyaj düzeni üzerine.Bende kendi düzenimi fotoğrafladım.Ve sizlerle paylaşıyorum.
Eskiden tüm makyaj malzemelerim ve bakım ürünlerimi şifonyerimin üzerinde tutardım.Ama son dönem onun üzerini boşalttım.Her şeyi kullandığım yerinde saklıyorum artık.


Şifonyerin üzerinde parfümlerim,günlük kullandığım yüz ve el kremlerim gibi sürekli elimin altında olması gerekenler var.He bir de dekorasyonuma uygun objelerim :)




Bu güzel kutu erkek arkadaşımın ablası tarafından yapıldı.Emek olduğu için de ayrıca çok değerli benim için.


Günlük kullandığım makyaj malzemelerim bunun içinde duruyor.Hem üstünde gözü olması hem de çekmecesi olması çok iyi.Daha düzenli oluyor her şey.


Yine bu takı kutumda çok sevdiğim bir arkadaşımdan hediye.Buna da sadece küpelerimi koyuyorum.


Ojelerim ve diğer takılarımda çekmecede duruyorlar.Eskiden ojelerimi de şifonyerin üzerinde tutardım ama hem dağınık görünüyor,hem de çabuk tozlandığı için alta aldım.


Yeni eleme yaptığım için yalnızca bu kadar ojem kaldı.


En başta dediğim gibi her şey kullanılan yerde duruyor.Bu banyodaki dolabımız.Bu 2 raf bana ait.Makyaj temizleyicilerim,vücut yağları,aseton,maske,her akşam asla es geçmediğim gül suyum.Hepsi burada duruyor.Daha rahat ediyorum kullanırken.
Kendi düzenimi sizlerle paylaştım şimdi bende bir kaç arkadaşımı mimleyeceğim.Etkinliğin devam etmesi adına.
Sabırsızlıkla postlarını bekliyorum. :)

17 Mart 2013 Pazar

2

Bloglovin

Bildiğiniz gibi 1 Temmuz'dan itibaren Google Reader kapanacağından dolayı takip ettiğimiz blogları kaybetmemek adına Bloglovin aracılığıyla takip edeceğiz.
Beni Bloglovin'den takip etmek için TIK TIK
Yandaki Bloglovin sembolünden de takip edebilirsiniz.

14 Mart 2013 Perşembe

2

Hayal Kırıklıklarım Var..

Son günler olur olmaz şeylere hayal kırıklıklarım var benim :( Zaten yeterince yokmuş gibi..
Hala işsiz olduğum ve iş arama sürecimin devam ettiği doğru.Ama hala bir ses yok hiç bir yerden.Olacak gibi olanlar olmadı mı oldu.Fakat,sonunda olmadı işte ..Çok oldulu olmadılı bir cümle oldu bu böyle :)

Son günler umutlarım nedensiz bir şekilde artış göstermeye başladı.Sanki işe girecekmişim gibi dolabımdaki kıyafetlerimi deneyip,işe uygun giyiniyorum.Evrene sinyal yolluyorum böylelikle kendi çapımda :) Secret felsefesini duymuşsunuzdur.Bende kendi kendime Secret yapıyorum işte.
Bir kaç ilanı benimseyip,o şirketleri araştırıp,yerleri,çalışma şartları hakkında bilgi edinip,sanki ben girecekmişim gibi davranmaya,evrene sinyal yollamaya başladım.
Dün gece de beni yarın görüşmeye arayacaklar diyerek yattım.Hatta her gece telefonumu özellikle şarj edip,yastığımın altında uyuyorum ki aradıklarında hemen uyanıp,açabiliyim diye.(Genelde sabah benim uyuduğum saatlerde aradıkları için)
Heh ne diyordum dün gece öyle nedensiz,garip bir şekilde umutlandım.Arayacaklar falan diye.Sabah n'oldu aramadılar tabi ki.Bende saçma sapan bir hayal kırıklığına büründüm.Ama beni arayacalardı diye :( Hala da sayıklıyorum.
Çok sıkıldım anlayacağınız bu bekleyişten.Tamam bol bol uyku,boş boş gezme falan cazipmiş gibi gelebilir ama artık yolumu çizmek,önümü görebilmek istiyorum.İş başvurusu,görüşmesi bunlarla ilgili söyleyecek bir sürü şeyim var elbet ama yakınmanın yeri olmasa gerek.
Mezun olmuşum,ne istediğimi biliyorum,kriterlerim fena da sayılmaz.Kaç aydır da bekliyorum.Artık istediğim gibi bir iş istiyorum..Çok mu şey istiyorum ki :(

11 Mart 2013 Pazartesi

4

Film Yorumu:Kelebeğin Rüyası

Geç kalmış bir yazı oldu aslında bu ama yine de yazmak istedim.Son dönem boş olduğum için vizyona giren filmlerin hemen hemen hepsine gittim.Ama bu film hakkında özellikle yazmak istedim.


Direkt olarak söylemeliyim ki filmi beğenmedim.Halbuki Yılmaz Erdoğan filmlerini severek takip edenlerdenim.
Tabi ki haksızlık etmek istemediğim bir çok şey de yok değil.Belki de beklenti yüksek tutuldu o yüzdendi bu hayal kırıklığım.Film boyunca da 'hani güzel bir filmdi' diye sayıklayıp durdum.
Anlatılmak istenen çok güzeldi aslında.Şiirin duygusallığı ve konunun hassasiyeti senaryoyu güzel kılmıştı.Fakat,her şey o kadar yavaş işliyordu ki sıkıldık resmen.2,5 saatlik bir film asla değildi.
Film 1940'lı yıllarda geçiyordu.O dönemler Zonguldak'taki kömür ocaklarında çalışmak zorunda bırakılan insanları konu alıyordu.Konu alıyordu demek çok yanlış oldu aslında.Çünkü,o kadar az gösterildi ki.Aslında biraz daha fazla işlenebilirdi güzel bir yerden yakalanmıştı çünkü.
Bir de o dönemler çok yaygın olan veremden bahsediliyordu.Konuyu çok anlatıp girmek istemiyorum izlemeyenler için.Zaten tüm filmi anlatmaya kalksam herhalde 10 cümle yeterli olur.Özeti için değil tüm film için.O kadar olaysız bir filmdi.
Oyunculuk dersek onlar için asla bir şey söylemem.Duygusal sahneler güzel verilmişti.Gerçekçilik hissediliyordu.gerek Kıvanç Tatlıtuğ,Belçim Bilgin,Mert Fırat gerekse Zeynep Farah Abdullah ve Yılmaz Erdoğan oyunculuk olarak çok başarılıydı.Emek verilmiş belliydi ama senaryo çok yetersizdi anlattığım gibi.Konulara şöyle bir parmak basılıp geçilmiş gibiydi.
Sinemada konuşmayı sevmeyen biri olarak bildiğin sohbet ettim.O kadar sıkıldım anlayacağınız.
O günün en eğlenceli kısmı da sinemaya gelmiş yaşlı teyzelerdi.Sayelerinde çok güldüm :)
'Oğlum çok açık biraz sesini kısıver şunun..' diye görevliye seslenmelerinden tut.
Canları istediği yere oturup,koltuklara yayılmaları,resmen kahkahalarla güldüm :))
Son olarak filmle ilgili söyleyeceklerim içinden bir kaç güzel cümle.
-'Aşk en güzel bahanesidir şiirin. '
-'Sen çok güzelsin,sebepsiz de gülebilirsin..'

10 Mart 2013 Pazar

0

Özlenilenlerle Özlenilen Vakitler :))

'Öyle güzel dostlar biriktirmişim ki onun mutluluğunu yaşıyorum..' özellikle bu cümleyle başlamak istedim yazıma.Çünkü bunu dememe sebep olanlarla güzel bir gün geçirdim.
Üniversite arkadaşlarımla uzun bir süredir görüşememiştik.Gerek aynı şehirde olmayanımızın olması,gerekse iş bulma telaşlarımız gibi değişik nedenlerden ötürü.Bizim buluşmalarımız,kahvaltı keyiflerimiz,beraber sabahlamalarımızın da tadı hep başkadır.Ve hep kendini aratır..
Dün Nergisciğimin İzmit'ten gelmesiyle başladı günümüz.Buluşana kadar ufak aksilikler yaşamış olsak da sonunda kavuşmuş olmamızın sevinci vardı hepimizde.Yemek,kahve sohbet derken saatler nasıl geçti anlayamadık.Özlemişiz beraber sohbeti.Hatta buluşmadan önce bol bol fotoğraf çektirmeyi planlamamıza rağmen onu bile unuttuk.
Ta ki imdadımıza yetişen aynalara dek.


Ardından bir de geçen biri çevrilerek bir poz daha verilir.


Şadoşum geçerli sebeplerle yanımızdan ayrılmak zorunda kaldı..Bir dahakine bahane kabul etmemek üzere gönderdik kendisini.
Bizde şoförümüz Merve ve kopilot ben eşliğinde attık kendimizi Ortaköy'e doğru.Trafik olsun diye beklediğimiz nadir anlardandı.Bakınız:


Eve gelmemiz ve tekrar kendimizi dışarı atmamız pek uzun sürmedi.Haklıyız tabi Cumartesi akşamı evde oturanı dövüyorlar :)
Attık kendimizi boğaza doğru :) Ben yazmıyım fotoğraflar konuşsun :)



Dönüş yolunda nereye uğradık haydi bir tahmin bakalım :)


Bebekten geçilir ve bu işi en iyi yapana uğranmaz mı hiç.Diğer waffle satan yerler bomboş dururken ufacık bir dükkana sahip olanda kuyruğun uzamasından da anlarsınız elbet.Ab'bas Waffle tabiki :)
Epey bekledikten sonra Waffle'larımızı da almış mutlu mutlu evimize doğru yola çıktık :)


Bunu koymasam olmazdı kesinlikle.Mervem'in dün akşamki çabası takdire şayandı.Tebrikler tekrardan kuzuma :)
Uzuuun bir trafiğin ardından evimize ulaştık.Özlenilen güzel bir gün oldu.Sohbetlerimiz geç saate kadar sürdü.Eksikliklerini hissetmişim,dün bunu fark ettim.
Bugün de onları yolcu ettikten sonra yine o garip burukluğu yaşadım her zamanki gibi.
Arkalarından da durup düşündüm, baştaki cümleyi kurdum 'Öyle güzel dostlar biriktirmişim ki...'
Bunların devamı gelecek,daha güzel günlerimiz olacak.Yaza çok güzel planlarım var bekleyin kızlar :))
2

Bahar Gelmiş Hoşgelmiş :)

Zaman hızla akıp geçiyor..Yavaşlatabilene aşk olsun..Koskoca bir kışı geride bıraktık resmen,hala inanamıyorum nasıl geçtiğine.Nasıl geçti dediysem sanmayın ki kolay geçti benim için.Zor ve çetin bir kış geçirdim.Yağmurlar,rüzgarlar hatta zaman zaman kasırgalar benim hayatımdaydı..Ama bahar geldi sonunda..Sıcacık oldu mu havalar yüreklerde sımsıcak oluverir.


Bahar demek yenilenmek demek,yeniden doğuş demek..Nasıl olumsuzluk getirsin ki tüm doğaya yenilik,güzellik getiren bu mevsim..İçimi kıpır kıpır etmeye başladı bile ilk günlerinden.
Hep baharda yaşamadım mı ben güzellikleri,ağaçları çiçeklerle donatan bahar benim hayatımda da nice güzelliklere gebe olmadı mı..Aksini söylesem nankörlük ederim.
Güzel geçen günlerin tatlı bir burukluğu var üzerimde.Beni boş oturmamaya ikna etmiş gibi sanki.Hiç yerimde durmaya da niyetim yok.Ben doğanın beni yaşamaya başlattığı zamanları nasıl olur da es geçer içime kapanabilirim ki.
Bugün havayı güzel bulan herkes gibi bizde attık kendimizi sahile.Deniz masmavi,güneş ışıl ışıldı tepemizde.İçimi ısıtmasını özlemişim resmen :)
Ağaçlar yavaş yavaş çiçek açmaya başlamış..Çiçekçilerin bile çeşitleri değişmiş,güzel bahar çiçekleri eklenmiş gibi..
En sevdiklerimden lale çıkmış bile.Hele bir de İstanbul'da her sene açan laleler açtı mı doyum olmaz işte o zaman o güzelliklere..
Bir de papatyalar var beklediğim..Hiç bir çiçek de onun masumiyetini göremediğim...Yemyeşil kırları bembeyaz beneklerle donatan adeta..
Sırf bu sebepler bile mutlu olmaya yetmez mi ki..Yeter elbet,görmesini bilene..
Bahar gelmiş işte daha ne olsun ki..O zaman ne diyelim;
Bahar gelmiş Hoşgelmişşşş..
O bahar; hayatı çetin bir kış haline dönmüş olup da sabırsızlıkla onu bekleyen herkesin hayatına da gelsin...

7 Mart 2013 Perşembe

0

Bir Şeyler Yazmalıyım :)

Bir şeyler yazmalıyım,evet bunun farkındayım..Çünkü içimde bir şeyler beni huzursuz etmeye başladıysa yazmanın zamanı gelmiş demektir.Herhangi bir probleme gerek yok bunun için.Doluyorsunuz ve içinizi boşaltıp yazmaya ihtiyaç duyuyorsunuz.Yazmayı yaşam tarzı haline getiren insanlar için olağan durum bu işte.
Ama bugün canım derin konular üzerine yazmak hiç ama hiç istemiyor.Bende günlük-rutin şeylerden bahsedip geçeyim en iyisi.
Haftaya nasıl başlarsan öyle bitiyor gerçekten.Bunu kanıtlamış oldum.Bu haftaya gezerek başladım ve öyle devam ediyor.Devam da edecek gibi görünüyor :) Bu hafta hiç evde oturmadım,gezdim bolca :)İşim olmadığı  gün bile attım kendimi dışarı.Havalarda çok güzeldi bu hafta.Mart ayı baharın yüzünü göstermeye başladı bize.Tabi ne olacağı hiç belli olmaz Mart ayı bu..Artık zaten bahar gelmeli..Kış fazla uzadı benim görüşümce.Baharda doğmuş bir insan olarak baharı seviyorum.Yaza ayrı bayılıyorum tabi de bu yaz fikrimi değiştirebilirim.İstanbul'un o kavurucu sıcağında İstanbul'dan adımını dahi atamadan :)Neyse geçen yaz bolca gezdim bunu düşünerek ohh :)
Yazacak bir şeylerim vardı ama unuttum şimdi ne yazacağımı :/ Genel olarak rutin günler geçirmekteyim işte.. İşe de hala giremedim..Onun sıkıntısını yaşıyorum.Ama kuzucuğum fal baktı güzel şeyler söyledi.Çıkar onun falları iyi bilirim :) Okuyorsan bu yazımı yorum at bebeğim :) Haydi bakalım bekliyorum o falımda çıkan 2 yıldızlı yeri :) Bir de hafta sonu epeydir görüşemediğim arkadaşlarımla görüşeceğim..Onun için de mutluyum.Çok yazdım yeter bu kadar :)) Değişik bir enerji var üzerimde nedensiz neşeli gibiyim.Aman Allah neşemizi bozmasın..Daha güzel günler olsun ki bende eski hallerime tamamen kavuşayım.Bu kış çok sıkıcı,çekilmez bir insan haline geldim.Oysa ki öyle miyim ne kadar da tatlı,şirin,neşeli,eğlenceli bir insanım ben :)) Ahahahaha megolamanlığın da böylesii :)
Off bu yazı çok ciddiyetsiz oldu böyle.Ama samimi oldu ne yapalım..Resim de koymadım boş durdu.Dur ben bir resim bulup koyayım sona :)