27 Şubat 2013 Çarşamba

4

Nankörlük Ediyorum Kabul


Dün gece yine yatağımda uyuma savaşı verirken yine isyan ediyordum hayatımdaki olumsuzluklara.Hiç bir istediğimi elde edemedim diyordum.Sonra aniden düşündüm ki nankörlük ediyordum.Hemde nankörlüğün alasını.Çünkü ben hep derdim ki hayatta istediğim her şeyi elde ettim.Hemde tam kafamda düşündüğüm,tasarladığım gibi oldu her şey.Tabii ki tek şey hariç diye de eklerdim her zaman.O da istediğim mesleğe sahip olamamak.İşte belki de bu yüzdendi benim onu hala kabul edemeyişim ve bu konu yüzünden hala üzülmem.Çünkü,ben o hariç istediklerimi hep elde etmiştim.
Tamam kabul hiç bir şey kolay olmadı hayatımda,Ya da önüme tepsilerle sunulmadı,şans bir anda bende olup da istediğim önüme düşmedi.Ben hep mücadeleyle elde eden taraf oldum ve bundan her zaman gurur duydum.Daha da sevdim böylesini..
Fakat,son dönem mücadele etmeme rağmen karşılığını alamadığım şeyler oldu.Bir de bunlar benim hayatımdaki en önemli şeyler olunca.Dediğim gibi şans da bana pek uğramadığı için böyle bunalımlara girdim.Bak işte yaptığım en büyük hatalardan bu da.Ne demek şans bana uğramıyor.Böyle diye diye bunu çağırmaya başladım kendime.Şanssızım demek yok bundan böyle.Aldığım en radikal karar bu.
Ben çok şanslı bir insan olduğumdan dolayı,bu bekleyişlerim çok güzel bir şeye sebep olmak için tahminimce.Çünkü, şans bana uğrayacak vee her şey istediğim gibi olacak.Tam da kafamda kurduğum/hayal ettiğim gibi.
Bunalıma girmek,hayattan bıkmak,üzülmek..Bunlar yook artık.Hele ağlamak hiiiçç yok.Her şey öylesine güzel olacak ki,bu zamanları unutturacak.
He bir de bir şey yolunda değilse demek ki Allah'ın bir bildiği var ve hayırlı olan o.Bu da son düşüncelerimden.
Çok sevdiğim bir söz var ki tam da bu zamanlar klavuz olacak; 

 ''Hayatım tersine döndü diye üzülme sakın,Tersinin düzünden daha iyi olmadığını nereden biliyorsun''
5

En Sevdiğim Ve En Korktuğum Şeyin Aynı Olması

Resim yazısı ekle

En çok sevdiğim şeyle en korktuğum şeyin aynı olması nasıl bir garipliktir böyle..Ama gerçek bu işte.Ne mi dersek ? Yalnızlık..
Evet çok seviyorum yalnız olmayı,sadece kendimle baş başa kalmayı,sessizliği,sadece kendime ait bir dünyayı..Ama deli gibi de korkuyorum yalnız kalmaktan..Ya kimsem olmazsa,ya tek başıma kalırsam,ya derdimi anlayabilen çıkmazsa hiç ve ben kendi sessiz çığlıklarımda boğulursam..
Pek korkuları olan bir insan değilim ben.Ufacık bile korkum olsa itiraf dahi etmem kendime..Güçlüyüm ya ben,fazlasıyla..Ama son dönem değişik korkulara bürünmeye başladım..Yalnızlık korkusu gibi..Yoksa yaşlanmaya mı başladım ben böyle..
Hem yalnız kalayım sadece ben olayım istiyorum,hem de etrafımda insanlar olsun hiç yalnız kalmayayım..Evet korkuyorum ama bir yandan da yalnızlığı seviyorum.İşte ben yine böyle garip hisler içindeyim.İç sesini çok dinleyen bir insan olarak yalnızca yazarken böyle haykırışlarım,sorgulamalarım..
O zaman hiç yalnız kalmamak dileğiyle ama bir o kadar da sadece kendimle olabilmek..



15 Şubat 2013 Cuma

8

Şeker Hamurundan Kurabiye Yapımı


Bir önceki postumda yani burada bu resimdeki kurabiyeleri 14 Şubat için yaptığımı anlatmıştım uzun uzun.Şimdi de bizzat kendim tarafından denenen ve güzel sonuç veren tarifimi paylaşmak istiyorum.
Buyurunuzz..

Malzemeler:
2 yumurta
1 paket oda sıcaklığında margarin/ 250 gr tereyağ
2 çay bardağı nişasta
2 su bardağı pudra şekeri
2 çay kaşığı kabartma tozu
1 silme tatlı kaşığı tarçın
1 limon kabuğu rendesi
aldığı kadar un
süslemek için
renkli şeker hamurları
bal, su
Hazırlanışı:

1. Kurabiyeler için tüm malzemelerimizi iyice yoğuruyoruz. Ele yapışmayacak çok da sert olmayacak bir hamur elde ediyoruz. Hamuru yarım saat kadar dinlendiriyoruz.

2. Hamuru 1-2 cm kalınlığında açıp kalıplarımızla kesiyoruz. 180 C'lik önceden ısıtılmış fırında 15 dakika kadar kurabiyeler pembeleşene kadar pişiriyoruz.Ben ortalarına çöp şiş takarak pişirmeyi tercih ettim sunumunu öyle yapmak istediğim için.Öyle yapmak istersek biraz daha kalın yapmamız gerekiyor ki şişler çıkmasın.

3. Kurabiyeleri fırından çıkarıp soğumalarını bekliyoruz.

4. Şeker hamurlarımızı kullacağımız kadar alıp elimizde iyice yoğuruyoruz. Tezgaha çok hafif nişasta serpip merdaneyle, küçük oklavayla ya da şeker hamuru için kullanılan özel merdanelerle ince olacak şekilde açıyoruz.
5. Bir fırça yardımıyla kurabiyelere ballı su sürüyoruz. 

6. Burada artık süsleme sizin zevkinize kalmış... Şeker hamurunu kurabiyeye yapıştırmak için ballı su, şeker hamurunu şeker hamuruna yapıştırmak için su kullanıyoruz.
7.Şiş takarak pişirdiyseniz paketledikten sonra küçük bir saksıya yerleştirip,öyle bir sunum yapabilirsiniz.Çok şık duruyor.
Keyifle pişirmeler,süslemeler o zaman :)

14 Şubat 2013 Perşembe

0

Sevgililer Günü Sürprizim :))





İşte ellerimden çıkan kurabiyelerim :) Dün bütün günümü bunları yapmak için harcadım.Sağ olsun arkadaşım Cansın da geldi,iş bölümüyle hallettik.Hatta ona da böyle bir demet hazırladık.


Uzun zamandır şeker hamurlarıyla kurabiye yapmayı denemek istiyordum kısmet 14 Şubata oldu işte.Yapılışını bir sonraki postumda uzun uzun anlatacağım ama şimdi işin duygusal boyutu yalnızca :)
Sevgilim ne mi yaptı görünce?Tabi ki bayıldı,çok beğendi :) İnce fikirli oluşumla gurur duydu ve bu insanın onun hayatında olmasıyla mutlu oldu :) 
Sevdiğin insana kendi ellerinle bir şey yapmak kadar mutluluk verici bir şey yok fikrimce.Onun mutluluğuyla mutlu olmak diye bir şey var.Kurabişlerimi de aynen böyle mutluluk ve heyecanla yaptım.Un-şeker katarken en önemlisini ekledim içlerine.Ne mi tabi ki sevgi :)Paketlerin içlerine her birine ayrı ayrı da not yazdım.İşte o zaman hediye olmuş oldu :)Aşkımda çok mutlu oldu.
7 senelik bir ilişkide hala bir şeyler heyecan veriyorsa daha ne olsun en büyük hazine bizim değil mi:) Her seferinde başka bir şeylerle karşısına çıkma heyecanı ve isteği verdiği için de şükürler olsun..
Bugün nasıl mı geçti dersek ? Aslında 14 Şubat öyle önemli bir gün değil,bizim çok daha bize özel önemli günlerimiz var.Ama tabi ki sıradan bir gün gibi geçirmeyi de tercih etmem.Sonuçta herkes sevgi pıtırcığı gibi ortalarda dolaşırken bende sevdiceğimi yanımda isterim.Minik bir şeyle yüzünü güldürmek isterim,tabi ki gülmek de :))
Boğazda ettiğimiz güzel bir kahvaltı sonrası birbirimize aldıklarımızı verdik.Kahve-pasta keyfimiz derken.En sonda sinemayla tamamladık günü.Aslında aşkımın aklında daha güzel planlar vardı ama ben reddettim gerek yok diye düşündüm.Çok da güzeldi.Aşkımda bana hep istediğim bir şeyi almış.Ama o kadar büyük ki eve getiremedim bazı şartlardan ötürü.Getirdiğimde hemen paylaşacağım şimdilik sürpriz kalsın :)
Aldığım son haberlere göre kurabiyeler evde de çok beğenilmiş.Bir gelin adayı olarak iyi puan aldım herhalde :)
Neyse bugünlük bu kadar.14 Şubat falan bahane biz sevgiye gün koymuyoruz ama eksik de kalmıyoruz böyle zamanlardan.Herkese bol bol sevgi diyelim o halde bugün :)Olana devamını,,olmayana en safı-en tertemizini..

11 Şubat 2013 Pazartesi

2

Hayat Beklemez


Hep bir koşturmaca hali hayat.Zaman kaçtıkça adeta biz kovalıyoruz peşi sıra.Bir an bile duraklamaya kalksak geride kalıyoruz,geç kalıyoruz,yetişemiyoruz.Zor olan yakalayabilmek hayatı.
Doğduğumuz andan itibaren başlıyor yetişme çabaları.Zamanında olabilme,zamanı yakalayabilme,olması gerektiği an olması gerektiği gibi olabilme..
Koşar gibi yaşıyoruz hayatı..Çocukluğunda çocuk olabildiğini anlayamadan,gençliğin en güzel anlarını iliklerinde hissedemeden.Hep bir dayatma hali üzerimizde.Okullar,ödevler,sınavlar,lise,üniversite,iş,dil,eğitim,evlilik,çocuk dünyaya getirme,kariyer derken uzayıp gidiyor listeler.Olması gerektiği zaman,olması gerektiği gibi..Özgünlük yok,seçim hakkı yok.Yalnızca yetişme hali,koşar ayak her daim.
Hayatın bu koşturmacasına bir de günlük hayatın koşturması eklenince saatler yetmez oluyor adeta.Hükmü yok gündeki 24 saat/1440 dakikanın.
Büyük şehir ise bir de hayat sürülen yer.O zaman koşturmaca daha da büyüyor.İstanbul bir insan olsaydı eğer,yürümezdi o.'İstanbul yürümez,koşar' hep söylerim.İstanbullu da peşi sıra koşar şehrinin ardından.
Sabahları yürümekten öte koşar adım giden insanlar doldurur sokakları.Hep bir yerlere yetişme çabaları barındırır benlikler.Hem hayatın olması gerekenlerine yetişebilme,hem rutin hayatın planlı haline yetişebilme.Yaşam bunun üzerine kurulmuş geçit gibi.
Dursak,nefes almaya kalksak kaçıp gidecek tüm düzen.Yıkılacak dakikalardan örülmüş köprüler..Koştur haydii,beklemiyor hayat seni..Koş koşabildiğin kadar hızlı..Yetişş..Düş peşine...Gelmiyor sana altın tepsilerde sahip olmak istediklerin,senin gidip alman gerek.O halde ne duruyorsun?Koş..Yetiş hayata..Kovala peşinden..Unutma,o beklemez asla seni..


10 Şubat 2013 Pazar

0

Yaz Gelse De Sahilde Sabahlasak


Yaz deyince akan sular durur benim için.Var mıdır yaz gibisi ? Havası başka-hali şekli başka.Benzer mi ki kara kışa?İçini sımsıcak edişiyle aynı mı buz kestiren kış?Değil elbette.
Yine kasvetli bir pazar günü bugün.Günlerden yine yağmur,yine kara bulutlar.Pazarın tipik sıkıcılığının yanında promosyon adeta bu yağmurları da.
Sabah düştüm bugün yollara.Pazar günü için epey erken bir saatte.Taksimdi yolumun varış noktası..Gecenin hareketliliğinden eser yoktu o saatler.Yalnız zorunluktu insanları kışın ortasında bir pazar günü sıcacık yatağından çıkmaya mecbur eden.Islaktı yerler,bir kış günü olması gerektiği gibi.
Öğlen olup da yine yollara düştüğümde bir elimde şemsiye vardı.Yağmur vardı sokaklarda bugün İstanbul'da.Kış gününe yakışan gibi..Alışverişi bile keyifsiz kışın,ellerin kolların dolu.Islak şemsiyeler,üst üste giyilmiş kıyafetler.Ne sokağın tadı çıkar kışın,ne boğazın ne ormanın.
Yaz gelse dedim yine içimden.Yaz gelse de sahilde sabahlasak.Gecenin ayazı bile yalnızca ürpertiyle kalsa üzerimizde.Yaz gelse,atsak kendimi buz gibi mavi sulara.Atsak,sımsıcak güneş kızgın kumlar üzerinde yakmışken bizi.Atsak,buluşsak en güzel maviyle.
Gecesi ayrı huzur verir yazların.Mutlusundur,huzurlusundur sırf mevsimlerden yaz diye bile.Benzer mi hiç kışa ?
Yaz gelse artık,içimiz ısınsa.Sabahlasak yine sahillerde.Dalgaların sesleriyle huzur bulsak.Sohbeti bile farklıdır yazların.Daha bir samimi,daha sıcak.
Yaz özgürlük,yaz aykırılık,yaz kendin gibi olabilmek demek.Renk renk giyinmek,özgürce olabilmek kısıtlanmadan.Çıplak ayakla bile gezebilmek..
Yaz gelse artık,mutlu olmasak bile mutluymuş gibi olabilsek..Isınsa önce havalar,sonra içimiz..Kavuşsak en sevdiğimizle yine..

5 Şubat 2013 Salı

0

Kalpli Sevgililer Günü Kurabiyem



Malum 14 Şubat Sevgililer günü yaklaşırken sosyal medyadan tutun her yerde haberleri,reklamı yapılıyor.Tüm mağazalar bu konsepte bürünmeye başlamış bile.Bazı şeylerin abartıldığını düşünsem de ufak sürprizlerle mutlu etmenin hoş olacağını düşünenlerdenim.
Size geçen sene sevdiceğime kendi ellerimle yaptığım kurabiyelerden bahsetmek istiyorum.Aradım ancak bu fotoğrafı bulabildim.O zamanlar bir blog sahibi olmadığım için ne yapılışını ne de sonrasını pek fotoğraflamamışım.Normalde burada göründüğünden daha güzel olduğunu temin edebilirim :) Üzeri de çikolata kaplı olunca daha da lezzetli :)Ee benim sevgilim de çikolata hastası olduğundan tam ona göre olmuştu.Çok beğenmişti o zaman.Ailesine götürüp benim yaptığımı söylemeyi düşüyordu ama sonradan öğrendim ki yolda hepsini bitirmiş :) Afiyet olsun kuzuma daha neler yapacağım ben ona kendi ellerimle :)
O halde size tarifi veriyim hemen :)

Kurabiye Hamuru için gerekli malzemeler ;

  • 1.5 su bardağı un
  • 120 gr tuzsuz tereyağı (tereyağı miktarı arttıkça kurabiyelerin lezzetleri ve kıtırlıkları artacaktır)
  • 3 çorba kaşığı pudra şekeri
  • 3 çorba kaşığı toz kakao
  • 1 yumurta
  • yarım çay kaşığı karbonat
Üzeri için ;
  • 60 gr sütlü + 60 gr bitter küvertur
  • isteğe göre inci şekerlemesi

  1. Tereyağını ve yumurtayı kurabiye yapmaya başlamadan 40 dakika önce buzdolabından çıkaralım ve oda ısısında ılınmalarını bekleyelim.
  2.  Unu,kakaoyu, pudra şekerini ve karbonatı geniş bir hamur yoğurma kabına eleyelim. Ortasını elimizle açalım ve yumurtayı kıralım. Tereyağını ise küp küp kesip yumurtaların üzerine ilave edelim ve unları ortaya doğru toparlayarak yoğurmaya başlayalım. Yaklaşık 5-6 dakika hamurumuz toparlanana kadar yoğuralım. Streç filmle kaplayıp 10-15 dakika kadar buzdolabında bekletelim.
  3. Buzdolabından hamurumuzu çıkartalım. Tezgahımızın üzerine bir avuç kadar un serpiştirelim. Ve hamurumuzu merdane ile incecik açalım. İnce açtığımız hamurumuzu kalpli kalıplar ile keselim. 
  4. Fırınımızı 180 dereceye getirip ısıtalım. Yağlı kağıt  serdiğimiz fırın tepsisine kurabiyelerimizi yerleştirelim. Yaklaşık 2 fırın tepsisi kurabiyemiz çıkacaktır.
  5. Isıttığımız fırınımızda yaklaşık 15-20 dakika arası pişirelim. Piştikten sonra tezgahımızın üzerinde kurabiyelerimizi soğutalım.
  6.  Kurabiyelerimizi yaklaşık bir saat bekleyerek soğutuyoruz. Toplam 120 gr olan çikolatalarımızı benmaride eritiyoruz.
  7. Erittiğimiz çikolatalarımıza kurabiyelerimizin bir kısmını batıralım. Ve fazla çikolatasını süzelim. 
  8.  Çikolataya batırdığımız kurabiyelerimizi tekrar yağlı kağıt veya silpatın üzerine yerleştirerek kurutalım.
          Eğer isterseniz çikolatalar daha ıslakken inci şekerlerimizi üzerilerine serpiştirebiliriz.Ben o zaman bulamamıştım o yüzden yapamamıştım.Bir dahakine yapmayı düşünüyorum çok hoş görünüyor çünkü.

               Haydi o halde sevgilinizi mutlu edin :)Mutlu ve bol sevgili günler herkese :)

3 Şubat 2013 Pazar

2

Bugüne Yakışan

Bugün güne sabah değil,öğleden sonra başladım.Çünkü dünü gece değil,bu sabah tamamladım.Uyandığımda tipik pazar sıkıcılığı yoktu havada.Masmaviydi gökyüzü.Güneş vardı,ısıtıyordu adeta hissediyordum.
Dedim içimden bugüne boğazda bir kahvaltı yakışırdı,değil mi ? Hatta sadece içimden geçirmekle kalmayıp,tweet attım bir de üstelik.Öyle yakıştırmışım düşün :)


Dün geceyi aklımda hiç olmayan bir arkadaşla geçirdik.Sürpriz gibiydi bize :) Sohbet,muhabbet,İstanbul turu derken sabah 5,30'da eve girebildik ancak.İzmir'den gelmişti misafirimiz.Bu yaz beraber geçirdiğimiz Ayvalık tatili,İzmir'in güzelliği derken sohbetin de sonu gelmedi.Çok da keyifliydi :)
Ee günü sabah tamamlayınca benim bugün kursa gitme planları da yalan oldu diyebiliriz.Daha ilk haftadan da ekmiş oldum bravo bana değil mi :) Vicdan azabım da hala devam etmiyor desem yalan olur yani.
Bende saat bu saat olmuş hala pijamalar üzerimde boş boş oturuyorum evde.Halbuki boğazda bir kahvaltı yapsam,ardından keyifle içilen türk kahvesi.Sonra güzel bir yürüyüş..Ohh mis gibi değil mi?Bugüne yakışan bence bu olmalıydı.
Neyse son günlerim hareketli ve dolu geçiyor ya bugün de bana mola olmuş oldu.Son zamanlardaki melankolik hallerimden çıktım çok şükür.Eski ben geri döndü,tabi biraz daha akıllanmış öğreneceğini öğrenmiş olarak.Şimdi takmıyorum hiç kimseyi,hiç bir şeyi.Anı yaşıyorum,plan yapmak istemiyorum ve yapmıyorum.
Ohh mis gibi hayat :) Her şey yavaş yavaş yoluna da girecek buna da inancım sonsuz.Yaşamayı,eğlenmeyi,gezmeyi seven bir insan olarak.Kendime zindan ettiğim günlerin acısını çıkartmaya başladım bile :) 
O halde bu sefer bir bencillik yapıp,bana gelsin tüm güzellikler diyorum :)
1

Yarışma Videomuz

Bilenler bilir ben ailecek bir yarışmaya katıldığımızdan bahsetmiştim.'Aileler yarışıyor' programına.Hatta burada onunla ilgili yazı da yazmıştım.Bakmak için tık tık :)


Yayın tarihini  kesin olarak bilmediğimiz için programın başını biz bile kaçırmıştık.Epey de üzülmüştüm kaçırdım diye.Sonradan netten bulup izledim.Öyle endişelendiğim kadar şişman falan da çıkmamışım :) Hatta arkadaşlarımdan iyi yorumlar aldım :)
Neyse lafı fazla uzatmıyorum ve yayını isteyenler için netten arayıp bulduğum videoyu sizlerle paylaşıyorum :) Yayın kalitesi çok iyi olmasa da elimizde olan bu ne yazık ki.
İşte buyurun izlemek için buraya tıklayın.

1 Şubat 2013 Cuma

4

Keman Sesi Ve Farid Farjad

Keman sesine aşık bir insanım..Beni alıp alıp başka başka diyarlara götürür.Zaman zaman tüylerimi diken diken eder,zaman zaman ise mutluluğuma mutluluk katar adeta.Öylesine bayılıyorum..
Sanata merakı olan bir insanım.Yağlı boya resimle uğraşıyorum.Ve resim yaparken son ses açarım keman sesini.Öyle moda girer,kendimden geçerim.Resim yapıyorum dedim merak edenler için resimlerimi burada paylaşmıştım.
Müziğe karşı yeteneğim olmadığını düşünüyorum.Öyle çok isterdim ki keman çalabilmeyi.Hatta bunu bile bile denemeyi de düşünmüyor değilim :)
Size dinlemekten keyif aldığım bir keman virtüözünden bahsetmek istiyorum.Farid Farjad nam-ı diğer 'kemanı ağlatan adam'.Gerçekten de ağlatıyor adeta.Dinlemeye değer.



Aslen İranlı olan ve 8 yaşından beri keman çalan bir müzisyen.Aslen İranlı fakat İran İslam Devrimi öncesinde ülkesinden ayrılarak ABD'ye gitmiş ve ABD vatandaşı olmuştur.Kendisi hakkında daha çok bilgi edinmek isteyen olursa  sizi buraya alalım :)
Ben size müziklerinden  güzel örnekler vermek istiyorum ve eminim ki bir çoğunu işittiniz.Türkiye'ye de sempatisi olan bir müzisyen olduğunu söylemeden de geçmemeliyim.
İşte en çok sevdiklerimden;

Farid Farjad-Ayrılık


Farid Farjad-Keman Ağlıyor



Farid Farjad-Fikrimin İnce Gülü


Farid Farjad-İstanbul'un ruhu(soul of İstanbul)


Farid Farjad-Golha


Farid Farjad-Sarı Gelin

Şimdilik paylaşımlarım bu kadar.Kulağınıza gelmiş melodileri paylaşmayı tercih ettim.Dinlemekten çok keyif alıyorum.Umarım sizde alırsınız.Keman sesi bambaşka der başka da bir şey demem :)
Belki bir gün bende bir kaç melodi çıkarabilirim kemanımla,ne dersiniz :)
Keyifle ve sürekli dinlemeler...