20 Kasım 2013 Çarşamba

4

Yağlı Boya Tablom-Paris


Benden yine bir Paris tablosu..Siyah beyaz..Daha önce de yapmıştım böyle bir tablo.Bakmak isterseniz tık tık .Ama kıyasladığım zaman bunu daha çok beğendim.Sanki elim daha da gelişiyor gibi.
Birine diye bir resme başladığımda güzelleştiği an kıyamıyorum..Ve en sonunda da annem el koyuyor :) Bu da aynen öyle oldu.Şuan salonda yerini aldı bile.

Çok sanatsal bir kuşum var ayrıca :)

18 Kasım 2013 Pazartesi

8

İşe Başlıyorum :)


Bu yazıyı yazmanın bile hayalini kurmuş biri olarak günlerdir tek kelime etmemem çok manidar olsa gerek.Haksızlık etmeyeyim kendime,bir post yazmıştım bunu anımsatan.Okumak isterseniz tık tık
Okuduysanız üçüncü şahıs olarak bahsettiğimi göreceksiniz.İlginç değil mi ? O kadar anlatmamışım hiç bir şey.
Ama böyle oluyormuş galiba..Uzun zaman bekleyip de her şeyinizi bağladığınız şey bir anda sizin olunca tepkisiz oluyormuş insan..
Belki de daha olayın farkında değilim..Henüz somutlaştıramadım..Bakalım gidince göreceğiz :)
Gelelim işime :)
Aslında şöyle söyleyeyim.Ben iş bulmanın ötesinde kendimi ikna ettim diyelim.Çünkü,istediğim bir sektör vardı.Kariyer planımı yapmıştım.Bir çok kez reddettim başka alanları..Ama süreç uzadıkça uzadı..Seçemiyormuşsun ne yazık ki..
Geçen Pazartesi ilk görüşmeye gitmiştim.Görüşmem kendimce iyi geçmişti.Cuma günü ikinci görüşmeye gittim.Meğer onlar beni almak için çağırmışlar.Teklifi yaptılar,düşün bize geri dön dediler.Sağolsun benim tez canlı ailem hemen kabul et diye daha 1 saat olmadan aratıp,kabul ettirdiler.Şimdi haksızlık da etmem istemem çünkü ben üzüldükçe-ağladıkça onlarda üzülüyordu.Bir gün önce yine gözyaşı döktüğüm sırada telefonum çalıp da çağrıldım görüşmeye..Ki uzun zamandır da sıkıntılı süreçlerdeydim,her ne kadar pozitif olmak için büyük çabalar harcasam da..
İlaç sektörü değil ama kendi alanında iş hacmi büyük bir firma..Labaratuvar sistemleri üzerine çalışan bir firma.Bende bir kimyager olduğumdan dolayı aslında tam da benim işim.İngilizcemin gelişecek olması da beni en çok çekenlerden biri oldu açıkcası.
Benim hiç tecrübem yok.Ne sektör olarak ne de herhangi bir iş..Uzun süredir iş arayışındaydım.
Aslında tecrübesi olan,dil anlamında hiç bir sorunu olmayan adaylarda gelmiş.Fakat,karakter olarak yapı olarak beni uygun görmüşler.Bendeki o ışığı görmüşler kendi tabirleriyle :) Enerjimi iyi yansıttığımı düşünüyorum bende :) Bu da gurur verici kısmı.Üstelik kendim internetten  başvuru yapıp da gittiğim ve tamamen kendi çabalarımla girdiğim yer olması da ayrıca güzel.
Yazmadım yazmadım şimdi de çok yazdım böyle :) zaten bana söylemedim diye kızacak çok arkadaşım var,hissediyorum :) Ama önce ben kendim sindirmek istedim,ne yapayım..
Perşembe günü başlıyorum işe.Neden hafta ortası derseniz ben hemen başlamak istiyorum dediğim için.Koşuyolu'nda şirketim.Her ne kadar ben Avrupa yakasında ikamet etsem de ulaşımım rahat oluyor-3 araçla gitmeme rağmen :)
Bugün yarın belgelerimi toplayacağım.Artık iş hayatı beni beklesin :)) 
Hee bu arada masama çiçeklerimi de bekliyorumm :)


Hayat bazen geç gülse de,elbet gülüyor..Sabret yeter ki..
2

Yağlı Boya Tablom-Manzara


Yaz başından beri tamamlanmayı bekleyen bir tabloydu.Sonunda tamamladım ama bir türlü paylaşamadım.Her zaman söylerim resim yapmak için bile sağlam bir kafa gerekiyor diye.Yoksa olmuyor,böyle aylarca bekliyor benim bu tablomda olduğu gibi..
Bunu öz dedem kadar sevdiğim bir komşu dedemize yaptım.91 yaşında kendisi..Öz dedelerimden hiç bir farkı yoktur benim için..Bende baktıkça içi açılsın diye bu tabloyu yaptım kendisine.Şuan duvarını süslüyor :)
Hatalarım eksik gördüğüm yerlerim elbet var.Ama çok bekledi artık bitsin diye bıraktım bende.
Diğer tablolarıma bakmak için tık tık
Buraya da tık tık
Ve buraya da tık tık

16 Kasım 2013 Cumartesi

0

Lal Olursun Bazen..


Hep bu anı bekliyordu...Bütün ümitlerini buna bağlamıştı..O istedikçe yürekten,daha çok uzaklaştı istediği..Pes etmedi koştu peşinden..Bazen ümitsizliğe kapıldığı da oldu,bazen olumsuzlukların kamçıladığı da..Ama o hep istedi..
Şimdi bir başlangıca adım atmaya hazırlanıyorken,susuyordu..Konuşmuyor,sevinmiyordu..Sevinemiyordu belki de..Lal olmuştu resmen..
Ya daha somutlaşmadığı içindi..Görmesi lazım,dokunup-hissetmesi lazımdı..Belki de bu kadar sessiz mi olacaktı diye düşünüyordu..Artık ne bekliyorsa..
Hep olduğu gibi içinden tekrar ediyordu..
'Her şey güzel olacak,her şey güzel olacak..'

13 Kasım 2013 Çarşamba

0

Nasıl Kızıyorum Kendime Bazen


Sitemim kendime büyük..Evet kızıyorum kendime çoğu zaman.Neden mi?Binlerce soru var belleğimde.Binlerce yapılmayı bekleyen şey.Yapmıyorum..Yapamıyorum..Neden bilmiyorum..
Bazen sağlam bir kafam olmalı bunu yapmak için diyorum.Bazen başka bahaneler ardına sığınıyorum.İşin kötüsü aklımdan geçirip de yapmadıklarıma kızıyorum..
Zamanı dolu geçirmeyi,sürekli üretmeyi severim ben.Zaman boşa geçtikçe yitirdiklerime üzülüyorum..
Bazen de birden çok istediklerime kızıyorum..Seç bir tane diyorum..Ne istediğimi bilemediğim zamanlar oluyor bazen..
Aslında kızamıyorum bazen de kendime..Çünkü,ilerlemek istediği her yolu tıkanmış biriyim neticede..Hangi yola uzansam önüne taş koyulan..Kendimi bulmaya çalışıyorum belki de..
Haksızlık da etmem istemem şimdi kendime..Çok da boşa geçirmiyorum zamanı..Mesela resim yapıyorum son günler..Yazıyorum çoğu zaman da..Ama işte yürüyemiyorum istediğim yollarda..Sitemim hep buna..
Kararlarım var yeni yeni..Bunları uygulamak istiyorum artık..
Kendimi kendime kanıtlamak,her şeyden öte istediğim yalnızca bu..

9 Kasım 2013 Cumartesi

4

O Bir Minnoş :)


Evet gördüğünüz üzere bir oğluşum oldu artık :) Aslında bir hayvan edinmeyi istiyordum uzun zamandır.Ben golden cinsi köpek çok istiyorum fakat,evimiz buna hiç müsait olmadığı için hayal olmaktan öteye gidemiyor.
Balık,kaplumbağa gibi hayvanları da besledim.Balık çok uzun ömürlü olmuyor ne yazık ki.Kaplumbağa ise kocaman olana kadar senelerce büyüttüğüm oldu.Uzun zamandır kuş sahibi olmamıştım.Tesadüfen aa hadi kuş alayım dedim ve aldım getirdim eve.


Daha o kadar küçük ki..Rengi de çok güzel bir mavi.Gökyüzü deseni gibi..İsim bulamadım henüz küçük çocukları sevdiğim gibi minnoş diye diye seviyorum bunu da:) Daha ilk gün olmasına rağmen çok alıştık birbirimize.Elimde duruyor,öpüyorumm.Ben bu kadar kısa sürede bu kadar çok bağlanacağımı düşünmemiştim.




Oğluşumla bizden selamlar :))

7 Kasım 2013 Perşembe

0

Bir İş Görüşmesi Günlüğü


Uzun süredir iş arayan bir insan olarak bir sürü iş görüşmem oldu.Daha önce bunlarla ilgili bir yazı yazmadım.Halbuki öyle maceralarım var  ki :) İstanbul'un dört bir yanını gezdim iş uğruna :)
Kendimden ve iş arayışlarımdan burada bahsetmiştim.O isyanımın üzerine çok istediğim ve 4 ayrı yerden başvurduğum ilaç firmasından görüşmek için aradılar.Üstelik istediğim pozisyon.Bendeki heyecan doruklardaydı.Fakat, fazla heveslenmemeye,hayal kurmamaya çalıştım.Düşüşlerim çok yüksekten oluyor bu sefer.
Dün erkenden kalktım ve 4 araç değiştirerek firmaya vardım.Mülakatın toplu yapılacağını biliyordum ve hiç toplu mülakata katılmadığım için meraklıydım.
Yavaş yavaş gelmeye başladıkça rakiplerim,kıyafetlerine göre eledim kafamda :)Doktora yapmayı biliyorsun da kot pantolonla iş görüşmesine gelinmeyeceğini öğrenememişsin dediğim bile oldu içimden:)
10 kişilik bir grup olarak masaya yerleştik.Her zamanki tipik sorular başladı.'Kolay bulabildiniz mi? 'Firmamızı araştıran oldu mu?' gibi.Tabi ben her zamanki gibi konuşmaya-anlatmaya başladım.Seviyorum bu özgüvenli tavrımı :)
2 tane karakter sınavı adı altında sınava girdik.Daha sonra imla sınavına girdik.Evet yanlış duymadınız ilaç firmasında imla sınavı :) Ve tabi ki ardından İngilizce sınavı..İşte beni bitiren o oldu.Neredeyse hiç bir şey yapamadım diyebilirim.Öylesine zordu ki.İlaç çevirisi vardı bir de.O derece teknik.Hem tecrübesiz-yetiştirmek üzere arayıp,hem de bu denli teknik bir sınav yapmaları da ilginç doğrusu.
Bitti mi? Hayırr :) Bir de sunum yaptık.Topluluğa kendimizi tanıttık,kariyer planımızı,işe alınmamız dahilinde stratejimizi anlattık.Ben o kısımda iyi olduğumu düşünüyorum.Severim topluluk karşısında konuşmayı,sunumları falan :)
Mülakatlar böyle devam edecekti 3 gün daha.Öncesinde de olduğuna göre o kadar çok kişiden hiç şansım olduğunu sanmıyorum.Çünkü,beni İngilizce bitirdi.Yurt dışı deneyimliler-İngilizce bölümden mezun olanlar-master yapmış olanlar falan sayarsak uzar gider.Ki 2 defa daha mülakata çağrılacakmış olumlu görünenler.
Umutlarım kırılmış bir şekilde evime döndüm paşa paşa :) Aldığım dersler oldu elbet.Yeni kararlar aldım mesela.Aynı zamanda istediğim alanın o olduğunu bir kere daha kanıtlamış oldum kendime.Ve yeni kararlarımla yol almaya karar verdim.Onu da başka bir zaman yazacağım artık :)
İş kadını gibi giyinmekle iş kadını olunmuyormuş,yaşayıp görüyorum :)

5 Kasım 2013 Salı

10

Blogum 1 Yaşında :)


Geçen yıl bugün açmıştım blogumu.Zor günlerdeydim.Adı bile bunu kanıtlıyor işte.Bordo Düşlerim..'Pembe düşlerim vardı,büyüdüm,bordo oldu..'
Yazmak beni en çok rahatlatan şeydi..İhtiyacım vardı buna.Çok yalnızdım çünkü..İyi de geldi..Yazdım,yazabilmek için uğraşlar buldum.
Zaman çabuk geçiyor..1 Yıl olmuş bile :) O zamanlar çok iyi şeyler yazamadım.Hep hayatımı düzene sokmak için uğraştım.Şöyle olsun bunu yazacağım,böyle olsun şunu yazacağım diye de hayaller kurmaktan kendimi alıkoyamadım.
Herkes hayatında böyle bir sınav denecek dönem geçiriyor olsa gerek.Bende bir çok şey öğrendim bu süreçten..
Bundan sonra daha güzel şeyler yazabilmek ve olabilmek dileğiyle..
Düşlerimiz hep pembe kalsın..

4 Kasım 2013 Pazartesi

11

Ben Ne Mi İstiyorum ?


Sorunlarım olduğundan hep yazılarımda bahsettim ya da melankolik yazılarımdan siz anladınız.Peki neydi benim sorunum-sorunlarım ?
Öncelikle kendimden bahsetmek istiyorum.Ben geçen yıl Kocaeli Üniversitesi Kimya bölümünden mezun oldum.İlaç sektöründe çalışmayı istiyorum.Fakat,neredeyse 1,5 senedir işsizim.Sürekli başvurularımı yapıyorum,mailler atıyorum.Ama yok ! 
Ne istediğini biliyorsan her şey daha da sıkıntı.Ben kariyer planını yapmış bir insanım.Ama o adımı atamıyorum ne yazık ki.Üniversiteye başladığım zamandan beri ilaç sektöründe çalışmayı ve en az 3 senedir de hangi departmanlarda çalışmak istediğimi biliyorum.Ama bir yol alamıyorum ne yazık ki.
Ve geçen kıştan beri de başka sorunlar yaşadım.Hepsi üst üste geldi.Benim çözümüm işe girmekti.Sabrettim sürekli.Herkese ve her şeye..Ama hala çözüme ulaşamadım.Bekliyorum.Hayat hala bana sabret deyip duruyor.
Evet işte ben şuan için iş istiyorum.Aslında başka problemlerim de var.Ve nasıl çözeceğimi bilemediğim.Ama en azından düğümün ilk söküğü böyle çözülebilir diye düşünüyorum.Kaybettiğim özgüvenimi tekrar kazanmak istiyorum.
Ben ki zaman konusunda çok hassas bir insanken bu kadar zamanı boşa harcamak zoruma gidiyor.Dolu dolu yaşamayı severim ben,boş bir hayat bana göre değil.Artık düzenli bir hayata kavuşmak ve yol almak istiyorum.Hayatımı yoluna sokmanın tek çözümü bu.
Çok mu şey istiyorum ben? Artık 'sabrın sonu selamet' olmasının zamanı gelmedi mi ?

28 Ekim 2013 Pazartesi

10

Tüm Boğaz Şahit Olsun Ki Evet Evet Evet..



Resimlerden de anlayacağınız üzere en mutlu günümü geçirdim.Yıllardır beklediğim gün..Ve yazmak için de can attığım.. 2 gündür nasıl yazsam,nasıl anlatsam diye bekliyorum.Baktım olacağı yok.Bir şeyler karalayayım dedim :)
Öncelikle bizden bahsetmek istiyorum.Lise yıllarında tanışıp bu yola girdik biz.7 senedir beraberiz.Son dönemler iniş çıkışlarımız oldu ama her şeyi olduğu gibi bunu da atlattık.
Aslında sevgilimin daha önce evlilik teklifi adına birkaç girişimi oldu.Ama onun tabiriyle 'benim huysuzluğum yüzünden'  gerçek olamadı.Kısmet bugüneymiş diyelim :)
Anlatmaya başlıyorum o halde :)


Öncelikle ulus parkının içindeki bir yerde yemek yedik beraber.Sevgilim bana çook güzel bir çiçek almış.Zevkli olduğunu bir kez daha kanıtlamış :)




Böylesine güzel manzarayı yakalayıp da fotoğraf çektirmez miyim ben hiç.Boğazda doğmuş büyümüş bir insan olarak boğaz aşığı olduğumu da belirtmek isterim.

Gelelim evlilik teklifime :)Aslında o anın direkt videosu var fakat,henüz elime geçmedi.ama onun için de ayrı bir post hazırlamayı düşünüyorum :)
Arabayla ulustan Ortaköy'e doğru iniyorduk.Tam köprünün ve Boğazın ayakların altında olduğu yerde önümüzdeki araba durdu.Arabadan Erenin arkadaşı indi.Elinde meşale gibi bir şey yakmış.Biz de arabadan indik.Sevgilim eğildi.Bir şeyler söyledi inanın ki heyecandan hatırlayamıyorum :) 'Benimle evlenir misin?' dedi..Bende 'Evet ' diye bağırdım.Üstümüze konfetiler döktüler.Trafiği durdurduk resmen.Herkes bizi izliyordu.An ve an videoya çekilmiş olması da benim için çok güzel bir şey :)
Ardından başka yerlere gittik.Yine fotoğraflarımız..




 Benim düşünceli sevgilimin jestiyle beraber dilek balonu uçurduk.Sağ olsunlar oradaki bayanlarda bize çok yardımcı oldular.


Vee balonumuz uçar :) Sanırım aynı dileği diledik biz bu gece..



Bu da benden mutluyum-şımarmaya hakkım var pozu olsun :)


Ve son olarak da güzel çiçeklerimin fonunda yüzüğüm :) 


Sonunda bu günü görebildik.Kararımızı verdik.Fakat, aşmamız gereken bazı problemlerimiz var.Babam gibi mesela.Dua edin de her şey istediğimiz gibi olsun..

24 Ekim 2013 Perşembe

6

Bir Kahve Molası


Türk kahvesi olmazsa olmazlarımdandır.Her sabah kahvaltı sonrası ararım,yokluğunu da hissederim.Geçen kışı evde geçirdiğim için annemle her sabah karşılıklı içerdik.Yaz döneminde o olmayınca ben tek başıma bile yapıp,içer oldum.Hele bir de yararlarını okuduktan sonra daha bir istekle içmeye başladım.
Sohbetini severim ben kahvenin.Yanında lokum ister,dost ister,sıcacık sohbet ister.Sevmeyenini de hiç anlayamam doğrusu.
Annem yazlıktan döndüğü için-çok şükür- başladık yine kahve keyiflerimize.Her defasında da ikimiz de fal bilmememize rağmen kapatıp annemin yorumlarıyla motive oluyoruz :) Bolca balığım-yani kısmetlerim,bir sürü kuşum-onlarda haber oluyor,bir de kocaman devem var.Yani fala bakarsak çok yakında işe gireceğim ben :) Bende sürekli 'aa şurdaki gelinlikli bir kız mı ' deyip duruyorum her seferinde :)Ahh tabi fallarla olsaydı,biz eğleniyoruz işte öyle:)

Bu da bugünkü benim ellerimden mis gibi köpüklü Türk kahvem :)


Aman ağzımın tadı bozulmasın,hep böyle olsun.Bu arada kahveye de beklerim :)

23 Ekim 2013 Çarşamba

8

Yağlı Boya Tablom-Martı



Yine bir tablomla baş başayız.Bu resmi çok sevdiğim bir arkadaşım için doğum günü hediyesi yapmıştım.28 Temmuz'a hazırdı.Fakat,hala bende duruyor :) İkinci doğum gününe mi saklasam bilemedim.
Neden martı diye sorarsanız,Ekincim tam bir martı aşığıdır da ondan.Bayılır seslerine.Hatta bende onunla ilgili bir yazı bile yazmıştım.Okumak isterseniz tık tık .O yazımda da Ekin'in martı sevgisini belirtmeden geçmemişim.
Boyutu diğer tablolarıma göre daha küçük.Ve en önemli özelliği,fotoğraftan çalıştığım ilk resim olması.
Nasıl olmuş sizce ? 
8

Pozitif İnsanım Ben Artık :)


Diplere gömülmeden yukarı çıkılamazmış.Yaşadım-gördüm.Aslında hala hayatımda şu diyebileceğim bir şey yok pozitif olmak adına.Ya da beklediklerim olmuş da değil.Aslında daha zor bir sürece girme arifesindeyim.Ama yenilenmiş gibi hissediyorum kendimi.
Uzun zamandır kimselerle konuşmadım.Konuşmak istemedim.Aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmak yordu beni zaten yeterince yoran şey vardı.Kaçtım insanlardan.Soru sormasınlar istedim.
Değişen bir şey pek olmasa da kararlar aldım ben.Değişmesine az kaldığını hissettiğim şeyler var.En azından adımlar atıldı.
Ben böyle yazarken eminim ki hiç bir şey anlamıyorsunuz ve çok da sıkıcı geliyor.Farkındayım..Belki hayatımı yakından bilenler anlıyor.Onlar da 'yine noldu ki acaba' diye düşünüyordur.Ben bu yazıyı şuan kendime yazıyorum.Hazırlık yazısı bu :) Biliyorum ki bundan sonra anlatacağım güzel şeyler olacak ve ben ayrıntı vere vere anlatacağım.
Güzelliklerin hepsi ard arda gelecek hayatıma..Öyle hissediyorum.Nedensiz bir his bu..Sadece ihtiyacım olan inanmak.Ve tabi bir de bol bol dua :) Buna her şeyden daha çok ihtiyacım var.Ve belki de her zamankinden daha çok..
Yazımı okuyan arkadaşlarım-dostlarım-tanıdık tanımadık her kim varsa sizden güzel enerji bekliyorum..Ben hayata dönmeye-pozitif olmaya ve dağılan hayatımı toparlamaya karar vermişim,olumlu adımlar atmaya çalışıyorum.Duanıza ve pozitif enerjinize çok ihtiyacım var.


9 Ekim 2013 Çarşamba

1

Koyacak Bir Başlık Bile Yok


Hani hayal kırıklıklarımdan bahsetmiştim ya en son..Hayalini kurup da yazmak için can attıklarımdan..
Dünmüş mesela,senelerce beklediğim,hayalini kurduğum gün..
Hayal ederken bile gözlerimi dolduran o an dündü ! Ve ben kendi ellerimle geri teptim.. Yaşamak bile istemedim o anı..
Böylesine hayali bile içimi titreten an,yok olup gitti işte..
İstemedim..Neden ? diye binlerce soru var etrafta..Neden ?
Doğru zaman diye bir şeye inanır mısınız?
Evet işte asıl sebep o.
Kimi zaman geç olan,kimi zaman da erken olan...Doğru zaman..
İnsanlar gitmeyeceğinize o kadar inanır ki,sabrınızı,emeklerinizi,mücadelenizi sonuna kadar kullanırlar.Bazen kendilerince haklı sebepleri de yok değildir.Ama her şeye rağmen sahip çıkabilmek.Ama doğru zamanda !
Neden mi yazıyorum..Çünkü elimden başka hiç bir şey gelmiyor.Akıttığım gözyaşları dışında..
Masum kalsın istedim her şey..Mutlu olsun,mutluyken olsun..Sırf olması gerektiği için,olmak zorunda olduğu için olmasın..
Sabır..Benim bu sene doktorasını yaptığım maneviyat..Kendime bile sabret artık diyebilecek mecalim kalmamışken,yine diyorum.Sabret Dilek ! Elbet vardır bunların da bir sonu,bir nedeni..
Kolay mod değiştirebilen bir insan değilim ben.Bilenler iyi bilir.Belki de bilmesi gerekenler bilemedi o ayrı..Mutsuzken dibinde yaşarım mutsuzluğun,mutluluğu göklerde yaşadığım gibi..
Mutlu olmaya hazır olmam lazım.Mutluyken yaşamak istiyorum hayalini kurduğum anları..Gözlerim ağlamaktan şişmiş haldeyken değil.Üstüne haftalarca-günlerce ağlamışken değil !
Hep hayırlısını diledim..Diledikçe bu hallere geldim..Ama bu kadar yol almak değildi niyetim,sonu hayır değilse..Küçücük beynim yetmiyor bunları algılamaya,sorgulamaya..
Kendi küçük dünyamda,kendi gözyaşlarıma teselli olsun diye bir kaç cümle karalıyorum öyle..Sorgulamaya bile haddim olmayarak..Dilimde de tek bir cümle artık...
Allah sonumu hayır etsin..


15 Eylül 2013 Pazar

0

Hayal Kırıklıkları..

Blogumu açtığım günden beri yazmayı beklediğim 2 şey vardı..Gerçekleşmesini bekleyip de tüm duygularım ve mutluluğumla yazmak için can attığım..
İkisini de yazamadım..Çünkü,ikisi de gerçekleşmedi..


İnsanın canını en çok ne acıtır,bilir misiniz ? 
Emek verip de sonunda bir hiç'le baş başa kalmak..
Hayal kırıklıkları kanatır en çok yaraları..En çok büyüten onlar olduğu gibi..
'Hayat' diyorlar adına,acısıyla-hayal kırıklığıyla-kah mutluluktan,kah üzüntüden akıttığın gözyaşlarıyla-en keyifli halleriyle kimi zaman..'Hayat' işte..
Hayal kırıklığının teselli de yoktur.Hiç bir sargı bezi saramaz hayal kırıklıklarını..Bin bir cam parçacığından daha çok acıtır canını..
Hayaller kurdum defalarca..Uçuk değildi hayallerim bu kez.Olması gerekeni istedim hep..Olması gerekeni bekledim..Ama tüm hayallerime ağzının payını verdi hayat,bir kez daha..
Asıl o zaman ne yapacağını bilemez insan,ağzının payını aldıktan sonra..Şimdi hangi umuda sarılsam diye bekler..Tutunamadan yaşanmaz ki..
Elde avuçta ne varsa tükettikten sonra..Bir 'hiç' olarak kalakalmak..Nereye ait olduğunu bile unuttuyor insana..
Ben ve hayallerim..Ben ve beklediklerim..Ben ve hayal kırıklıklarım..Yine baş başayız..Sayısını hatırlayamadığım kadar çok olduğu gibi..

8 Eylül 2013 Pazar

2

Sus !


En iyi bildiğim şeyi yapıyorum yine..Yazıyorum..
Söyleyemediklerimi,anlatamadıklarımı,kimselerle konuşmadıklarımı..
Hani sözlerin bittiği anlar vardır ya,cümlelerin değersizleştiği..O anlar..
Bende o anlarda dudaklarımdan sessiz çıkan cümleleri harfleştiriyorum..Derinleşsin manaları diye..
Belki benim anlatamadıklarımı onlar becerebilir diye..
'Hadi kalk' diyorum kendime..'Kalk ve bir şeyler yap ! Sonra aynada yansıyan silüetime bakıyorum..Soruyor bana 'Ben ne yapabilirim? ' diye..
Bakışıyoruz uzun uzun..Ben ona,o bana..Sözlerin bittiği anlar dedim ya..Bu anlar işte..


Kış geliyormuş İstanbul'a..Soğuk gecelerle yollamış haberini..Kışı yazın en kızgın gündüzlerinde yaşamış ben,şimdi bu kışla nasıl başa çıkabilirim ki..
Yağmurlar gelecek,pencereme damla damla çarparak,akıtacak benim artık akmayan gözyaşlarımı..Sıcak bir yer arayacağız,belki bir battaniye..Benim aradığım o sıcaklık gibi..
Sus diyorum konuşma..Artık söylenecek neyin kaldı ki..Sus..! Konuşma ve bir şeyler yap..
Kimseyle konuşmuyorum uzun zamandır..Diyorum ya yorgunum..Anlatacak ne kaldı ki..Bir bir tükendi cümlelerim..
Susuyorum yalnızca..Yazmak kafi geliyor bazen..
Bir şeyler yapmak gerek..Konuşmadan,söylemeden.Olması gerektiği zaman,olması gerektiği gibi..Beklendiği gibi..


Bir yol ayrımında hissediyorum yine kendimi..Ama bu sefer başrol oyuncu ben değilim.Ben oynadım tüm sahnelerde rollerimi.Ben konuk oyuncuyum bu sefer..Replikler karşıma nasıl gelirse ben ona göre devam edeceğim..Doğaçlama olacak bu sefer..
Yol ayrımındayım bu kez yine..Yol nereye götürse ben gideceğim..Karar bende değil..Ben sadece misafirim..
Sus ! Konuşma..Yapacaksan sen yap,bana hiç bir şey söylemeden..Sadece yap,yapmak istediklerini..Ben dahil olurum..

1 Eylül 2013 Pazar

2

Sonbahar


1 Eylül..Takvimsel olarak yazı geride bıraktığımız tarih..Sonbahara geçiş yaptığımız..
Hüznün mevsimidir sonbahar..Bitişlerin mevsimi..
Renklerin değiştiği..Günlerin giderek kısaldığı..Sıcak günlerin serin gecelere dönüştüğü..
Yaz seven biri olarak sonbaharın hüznünü yazın bitiş hüznüyle birleştirerek yaşayanlardanım..
Yazın sıcaklığı,yazın samimiyeti,yazın özgürlüğü hangi mevsimde var ki..Ya renkleri ?
Yazın sıcacık havası,tenlerin bronzluğu,her yerden yükselen müzik sesleri..Gece esen ılık rüzgarı..Sokakların geceleri gündüzden daha çok olan kalabalıklığı..
Güneşte kızdıktan sonra atladığın o masmavi suların huzuru..
Yaz bambaşka işte benzemez hiçbirine..
Otobüsün güneş vuran tarafına oturdum bugün..Sırf elveda derken sıcak günlere,hissetmek için..Yolumu uzatıp vapurla geçtim karşıya..En sevdiğim maviyi en sevdiğim zamanlarda yaşayabilmek için..


Her bitiş yeni bir başlangıçtır..Aynı zamanda başlangıçların da mevsimi sonbahar..Adına bakmaksızın..Yeni bir hayatın..Yeni bir okul yılının..Yeni dizilerin belki de..Tiyatroların verdiği aradan çıkıp da yeni sezona giriş yaptığı..En patlama yapması beklenen filmlerin vizyona sokulmak üzere beklendiği..Evlerin kışa hazırlandığı..
Yine yeni bir mevsimi bitirmişken olduğum yerde saymak..Herkes başlangıçlara hazırlanıyorken benim hala o başlangıcı bekliyor olmam..Hüznün asıl sebebi belki de..
Hem bitiş-hem başlangıç mevsimi dedik sonbahara..Belki de sıkıntılarımın sonu olur kimbilir..Adının tersine güzel günlerin de başı..
1 Eylül bugün..Yeni mevsimin başlangıcı..O halde hoşgeldin sonbahar..

2 Ağustos 2013 Cuma

5

Time Is Holiday,Time Is Relaxing :))


Evet tatil için son bir günüm kaldı.İstanbul'da sıcak-yoğun ve ramazanla geçen 1 aydan sonra vakit yine denize kavuşma vaktidir.Hee bir de tabi ki anne yemeklerine :)

Son 2 haftadır psikolojik olarak çöküşlerdeyim.İşsizlik başıma iyice vurmuş durumda,bir de uzun müddet yalnız zaman geçirince tahmin edersiniz ki iyice bunaldım.Gece gündüz ağladığım günler geçirdim.
Bu tatili yenilenme olarak değerlendirmek istiyorum.Döndüğümde her şeyin istediğim gibi olacağını hayal ederek..Hiç bir şeyden şikayet etmeden,sadece kafamı toparlamak ve yeni iş hayatına hazır olma zamanı..
Yazlığa annemlerin yanına gittiğimden dolayı yer-mekan-zaman sıkıntım yok.




Dalgaların sesi eşliğinde kitabımı okumak-huzur bulmak hayalim.
Fiziksel olarak maviyle buluşurken ruhen de maviyi bulmak istiyorum.Grileri yok etmek artık.


Tatil anlayışı dinlenmenin uzağından yakınından geçmeyen ve tatil anlayışı non-stop eğlence olan ben,bu sefer din-len-mek istiyorum.Bedenen değil ruhen.
Döndüğümde güzel günlerin,uzun süredir beklediklerimin beni bekleyeceğini düşünerek,hayal ederek ve hatta öyleymişcesine yaşayarak..


 Zaman yenilenme zamanı,zaman moral depolama zamanı..Güzel planlarım var gelecek günlere dair.Zaman mutlu olma zamanı..



Bu hislerle,bu umutlarla gidiyorum işte.Hiç bir şeyin ve hiç kimsenin de moralimi bozmasına izin vermemek üzere.Olumsuzluk istemiyorum artık hayatımda..Artık zaman kendini toparlama,güç toplama vaktidir.










Zaman maviyle kavuşma vakti..Mavinin kimselerde bulunmayan huzuruna erişme vakti..




Ben bunları yazarken siz sanıyorsunuz ki ben sessiz bir koyda dalgaların sesiyle baş başa olacağım.Ne yazık ki hayır :)Ben kendimi sımsıcak güneşin altına atıp,bronzluğuma bronzluk eklerken gümbür gümbür bir plajın ortasında olacağım..
Tam bir kaç sayfa daha kitap okumak üzere kendimi atmışken üzerime atılan suyla kendime gelip muz-hamburger-deniz bisikleti gibi tipik plaj eğlencelerine atılacağım :)
Belki bu zaman zarfında aldığım kilolarım için yürüyüş yaparım sabahları..He bir de bisiklet turlarımız..Ailecek yaptığımız..Yarışa her türlü varım,bilin yani :)
Okey olmadan yaz mı olurmuş,Çay bahçelerinde sabahladığımız okey partilerini düşün.
Her şeyi boş ver ben kafamda güzel şeyler planladım da en iyisi de yemek derdiyle uğraşmadan annemin hazır sofralarına oturacağım.Ohh miss :))
Değişik bir tatil yazısı oldu.Ben bile şaştım vallahi :) Olsun değişiklik her türlü iyidir.
Bende değişiklik için yenilenmeye gidiyorum..
Bir de nereye gittiğimi merak edenler için söyleyeyim.23 senedir babamın vazgeçemediği Erdek..Ben her ne kadar oradan sıkılmış olsam da..Bu fotoğraflar da oradan.Önceki seneler çektiklerim..
Şimdiden iyi bayramlar,tatil imkanı olanlara iyi tatiller :)
Bana da hayal ettiğim gibi zamanlar...

1 Ağustos 2013 Perşembe

0

Vişne Soslu Damla Sakızlı Muhallebi

Bu post tamamen özel istek üzerine oluşturulmuştur:) Tarif isteyenler için özel :)
Gördüğünüz üzere her telden bir insan olduğumu bir kere daha vurgulamak isterim :)
Şimdi sizleri marifetli Dilekle başbaşa bırakıyorum.Size güzel bir tatlı tarifi versin :)



Geçen hafta arkadaşlarımı iftara çağırdığımda menümdeki tatlım buydu.Beğeni de aldı :) 
Bende hemen tarifi paylaşıyorum :)
Vişne Soslu Sakızlı Muhallebi
Malzemeler:
o    1 lt + 1su bardağı süt  (keçi sütü de olabilir)
o    1 su bardağı toz şeker
o    1 su bardağından bir parmak eksik un
o    1 yumurta
o    1 damla sakızı
o    50 gr tereyağı

Sosu için:
o    2 su bardağı vişne suyu
o    4 yemek kaşığı toz şeker
o    1,5 yemek kaşığı mısır nişastası
Yapılışı:
o    Şeker,yumurta ve unu bir tencereye koyun
o    Sütü azar azar ilave edip karıştırın,unu ezin,pişirin
o    Damla sakızını dövün ve içine ekleyin
o    Muhallebi kıvamına gelince tereyağını ilave edin
o    Ocaktan alın ve mikserle yaklaşık beş dakika çırpın
o    Muhallebiyi kaselere paylaştırın
o    Ayrı bir tencerede vişne suyu,nişasta ve şekeri karıştırarak pişirin
o    Soğuduktan sonra muhallebinin üzerine dökün ve buzdolabına koyun

Afiyet bal şeker olsun :))

31 Temmuz 2013 Çarşamba

3

En Güzel Hediye :)




Sanata merakım ee artık herkesçe bilinir oldu..Örneğin resim bunların en başlıcası..Tabi beni besleyen şeyler de var.Ne mesela dediğinizi duyar gibi oluyorum ?
Aslında her ruhun gıdası olan şey.Evet bildiniz..Müzik :)


Son dönemlerde müzik var müzik var tabi ki.Kaliteli müzik ayrı bir tat keşfedene..
Yakın bir arkadaşım var.Adını söylemezsem kızar bana Cansıncığım :) Geçenlerde onlara gitmiştim.Babasının inanılmaz güzel bir müzik arşivi var.Her tarz hemde.Ve kusursuzca arşivlenmiş.Gerçekten hayran kalmamak elde değil.Benimde keman merakım malum..Keman sesine aşkımı orada da dile getirince.Ve klasik müzik,enstrümental müzik derken.Tansel amcam sağ olsun bana arşivinden çok güzel bir DVD hazırlamış.
Eve gelir gelmez açtım hemen müziğimi,bir tarafta da üzerinde çalıştığım tablom vardı.Keyif buydu işte değerini bilene :) Sıkıldığımdan yakındığım tablodaki çizgilerimin bile değiştiğine şahit oldum,mübalağa yapmıyorum :)


Hepsini dinlemeye fırsat bulamadım henüz.Ama şuan bile arka fonda müziğim mevcut.Yeni bir yemek keşfetmek gibi bir şey bu.Yeni bir parça keşfetmek.
Müziklerimi sizinle paylaşmak isterdim ama yüklemeye çalıştım epey uzun sürdüğünü görünce vazgeçtim,kendime sakladım :) Daha sonra onu da yaparım en azından 'en'lerimi seçer paylaşırım :)
Evet benim için en güzel hediyelerden biri oldu bu da:) Keşfetmeye açık bünyem böyle şeylere bayılıyor.Hele bir de ruhuma dokunuyorsa söylenecek söz yok.
Teşekkürlerimi bildirmek isterim yeniden.Ama yine yine gidip yenilerini istemeyeceğimin garantisini de veremedim şimdi :))

25 Temmuz 2013 Perşembe

2

Belirsizliklerimle Ben


Ya bir uçurumun kıyısındasındır,ya da uçsuz bucaksız engin bir denizin kenarında..Rüzgar savuruverir saçlarını..Bulutlar sana doğru yaklaşır..Renkler değişmeye başlar..Gözlerini uzaklara dikersin,çok uzaklara..Ama gördüğün nedir ki,hep aynı..Engin bir deniz..
Belirsizlikler böyledir işte..Neresinden bakarsan bak..Hep aynı..Sonu olmayan..
Gece bir belirsizliğe yatıp,sabah bir belirsizliğe uyanmak da en zorudur işte..Önünü görememek,adım atamamak..Tüm renklerin hayatında tek bir renge dönüştüğü..Hayatındaki renklerin hepsinin griye çalmaya başladığı zamanlar..
Bende işte aynen o kenardayım.Ben renkler atmaya çalıştıkça hayatıma,hep grileşiyor renklerim..Artık bitsin bu belirsizlikler,bu bekleyişler..
Güneşin doğup da,her rengin birden var olduğu anları bekliyorum..Çok uzak olmasın artık nolur..

24 Temmuz 2013 Çarşamba

4

Yağlı Boya Tablom-Keman Çalan Kız


Yağlı boya resimle uğraştığımı bilenler bilirler.Hatta diğer tablolarımı da burada paylaşmıştım.Bu da son biten tablolarımdan bir tanesi.
Aslında epey oldu bu resmi bitireli fakat,bloguma verdiğim uzun aradan dolayı paylaşamamıştım.Şimdi sizlerin karşısında işte,her ne kadar saçlarını güzel yapamamış olsam da..
Ben burada kendimi çizdim.Saçlarının uzunluğundan tut,kemana olan aşkına kadar ben işte..Hayallerimdeki ben..
Keman çalmayı bilmiyor olabilirim ama keman çizmeyi biliyorum bende :)
Bu resme ilk başlarken tüm evrelerini paylaşmayı hayal ederek fotoğraflamıştım.İşte şimdi nereden nereye adlı kolajım sizlerle :)


Başka tablolarımda görüşmek üzere :)